KAN UYUŞMAZLIĞI

Kan Uyuşmazlığı: Rh, ABO ve sub gurup uyuşmazlığı nedir, RhoGAM nedir nezaman yapılmalıdır?

  1. Giriş

Kan uyuşmazlığı, anne ve fetus arasındaki kan grubu antijenleri farklılıklarından kaynaklanan immün hemolitik bir reaksiyondur. Bu durum, annenin bağışıklık sisteminin fetusun kırmızı kan hücrelerine karşı antikor geliştirmesi ve bunun sonucunda fetusda veya yenidoğanda hemolitik anemi gibi ciddi komplikasyonlara yol açması ile karakterizedir.

İki ana kan uyuşmazlığı tipi bulunmaktadır: ABO uyuşmazlığı ve Rh (Rhesus) uyuşmazlığı . Rh uyuşmazlığı daha ciddi sonuçlar doğurabilmesine rağmen, günümüzde Rh immün globulin (RhoGAM) proflaksisi ile etkili bir şekilde önlenebilmektedir .

Kan Uyuşmazlığının Tanımı ve Çeşitleri

Kan uyuşmazlığı, temel olarak anne ve fetusun kan hücrelerinin yüzeyindeki antijenlerin uyumsuzluğundan kaynaklanır. İnsanlarda en sık problem yaratan antijenler ABO sistemi (A ve B antijenleri) ve Rh sistemi‘ndeki (başta D antijeni olmak üzere) antijenlerdir .

  • Rh (Rhesus) Uyuşmazlığı: En sık ve en ciddi sonuçlara yol açabilen kan uyuşmazlığı tipidir. Annenin Rh negatif (Rh-), babanın ise Rh pozitif (Rh+)olması durumunda ortaya çıkar. Bu çiftlerin bebeği babadan kalıtım yoluyla Rh pozitif olabilir. Rh negatif bir anne, Rh pozitif bebeğinin kan hücreleri ile ilk karşılaşmasında (genellikle doğum sırasında) bebeğin kırmızı kan hücrelerindeki D antijenine karşı anti-D antikorları üretir . İlk gebelikte bebek genellikle etkilenmez, çünkü esas olarak doğum sırasında bebek kanı ile ciddi şekilde karşılaşır ve  antikorların gelişmesi zaman alır bu nedenle ilk doğumda genellikle Rh reaksiyonu pek görülmez. Ancak, ikinci ve sonraki Rh pozitif gebeliklerde, annenin önceden oluşmuş olan antikorları plasentadan geçerek fetustaki kırmızı kan hücrelerini parçalar (hemoliz) . Bu mekanizma Eritroblastozis Fetalis olarak adlandırılan ciddi tabloya neden olabilir (Yenidoğanın Hemolitik Hastalığı (HDN)).
  • ABO Uyuşmazlığı: Genellikle Rh uyuşmazlığına kıyasla daha hafif seyreder. En sık olarak kan grubu 0 (sıfır) olan annelerin, kan grubu A veya B olan bebeklere gebe kalması durumunda görülür . Annede doğal olarak bulunan anti-A ve anti-B antikorları plasentadan geçerek fetal kırmızı kan hücrelerinin hemolizine neden olabilir. Ancak, bu antikorların bir kısmının plasentayı geçememesi (IgM yapısında olması) ve ABO antijenlerinin fetal dokularda daha yaygın bulunması gibi nedenlerle hemoliz genellikle hafiftir ve ilk gebelikte de de görülebilir. ABO uyuşmazlıklarında annedeki antikor sonradan gelişmez zaten annede vardır, 2.3. gebeliklerde artan bir reaksiyona sebep olmaz, ilk gebelikte bile ABO uyuşmazlığı gelişebilir.
  • Diğer Nadir Görülen Uyuşmazlıklar: Rh sistemindeki diğer antijenlere (C, c, E, e) veya Kell, Duffy gibi diğer kan grupları sistemlerine karşı da antikor gelişebilir ve benzer şekilde yenidoğanın hemolitik hastalığına (HDN) yol açabilir, genelde daha hafif seyirlidir.

Kan Uyuşmazlığı Patofizyoloji ve Klinik Bulgular

3.1. Patofizyoloji

Rh uyuşmazlığının patogenezi şu şekilde özetlenebilir:

  1. Fetomaternal Kanama: Rh negatif annenin dolaşımına, Rh pozitif fetustan kan hücreleri geçer. Bu geçiş doğum sırasında, düşük, kürtaj, amniyosentez, CVS gibi işlemler sırasında veya travma sebebiyle olabilir.
  2. Anne Duyarlılaşması (Sensitizasyon): Annenin bağışıklık sistemi, kendisinde bulunmayan ve bebekten gelen Rh +( D ) antijenini “yabancı” olarak tanır ve buna karşı anti-D immünoglobülin G (Anti D- IgG)üretir .
  3. Antikorların Fetusa Geçişi: Bir sonraki Rh pozitif gebelikte, bu Anti D- IgG antikorları plasentayı geçerek fetusun kırmızı kan hücrelerine bağlanır.
  4. Hemoliz: Antikorlara bağlanan kırmızı kan hücreleri dalak ve karaciğerde parçalanır (ekstravasküler hemoliz).
  5. Anemi: Kırmızı kan hücrelerinin aşırı yıkımı fetusda anemiye (kansızlık) yol açar .
  6. Kompansatuar Mekanizmalar: Anemiyi telafi etmek için fetusun kemik iliği, karaciğer ve dalakta alyuvar yapımı (eritropoez) artar. Bu durum, olgunlaşmamış alyuvar öncüllerinin (eritroblastlar) kana karışmasına neden olur, bu nedenle bu sürece Eritroblastozis Fetalisdenir .
  7. Hidrops Fetalis: Ağır anemide, doku hipoksisi, hipoalbüminemi (karaciğerin yetersizliğine bağlı) ve kalp yetmezliği gelişir. Bunun sonucunda fetusun vücut boşluklarında (assit, plevral efüzyon, perikardiyal efüzyon) ve cilt altında ödem görülür. Bu duruma hidrops fetalisadı verilir ve yaşamı tehdit eden bir durumdur.
  8. Hiperbilirubinemi: Hemoliz sonucu açığa çıkan bilirubin, doğumdan önce plasenta yoluyla annenin karaciğerine taşınarak temizlenir. Doğumdan sonra ise yenidoğanın karaciğeri bu yükü kaldıramaz ve kanda bilirubin düzeyi hızla yükselir (sarılık). Aşırı yüksek bilirubin seviyeleri, beyinde birikerek kernikterus adı verilen kalıcı nörolojik hasara neden olabilir .

3.2. Klinik Bulgular

  • Anne Tarafında: Annede herhangi bir klinik belirti görülmez. Tanı, rutin tarama testleri ile konur.
  • Fetus ve Yenidoğan Tarafında:
  • Hafif Etkilenme: Hafif anemi ve sarılık.
  • Orta Şiddette Etkilenme: Belirgin anemi, hepatosplenomegali (karaciğer ve dalak büyümesi), doğumdan sonra hızla yükselen bilirubin seviyeleri.
  • Ağır Etkilenme (Hidrops Fetalis): Şiddetli anemi, yaygın ödem (assit, hidrotoraks), kalp yetmezliği ve intrauterin exitus (mort fetal) . Doğum sonrası bebekte solukluk, sarılık, taşikardi, halsizlik ve büyük karın (hepatosplenomegaliye bağlı) görülebilir .

Kan Uyuşmazlığı Tanı ve Ayırıcı Tanı

4.1. Tanı Yöntemleri

  1. Prenatal Tarama: İlk trimesterde (gebeliğin ilk 3 ayında) hem anne hem de baba adayının kan grubu ve Rh faktörübelirlenir .
  2. İndirekt Coombs Testi (İCT): Rh negatif annelerde, anti-D antikorlarını (veya diğer eritrosit antikorlarını) tespit etmek için kullanılır. Bu test, annenin duyarlılaşıp duyarlılaşmadığını gösterir . İCT negatif ise, antikor yok demektir ve profilaksi için uygun adaydır. İCT pozitif ise, antikor var demektir ve duyarlılaşma gerçekleşmiştir. İndirek coombs pozitif = annede Anti –D IgG var yani duyarlılaşmış.
  3. Direkt Coombs Testi (DCT): Doğumdan sonra bebeğin kordon kanında yapılır. Bebeğin kırmızı kan hücreleri üzerinde anneden geçen antikorların varlığını gösterir. Direk Coombs Pozitif= Bebekte anneden gelen Anti- D IgG antikorlar var.
  4. Ultrasonografi: Etkilenmiş fetusda hidrops bulgularını (assit, plevral efüzyon, perikardiyal efüzyon, cilt ödemi), hepatosplenomegaliyi ve plasenta kalınlaşmasını tespit etmek için kullanılır .
  5. Amniyosentez ve Kordosentez: Orta veya ağır etkilenmiş fetuslarda, amniyotik sıvıda bilirubin düzeyini ölçmek (ΔOD450) veya kordosentez ile fetal kan grubunu, hemoglobin ve bilirubin düzeylerini doğrudan ölçmek için kullanılır.
    • ΔOD450, amniyon sıvısındaki bilirubin konsantrasyonunun dolaylı bir ölçümüdür. ΔOD450 ölçümü, fetusun ne kadar ciddi anemi riski altında olduğunu tahmin etmemize yardımcı olur. Yüksek ve Artan Değerler: Fetusun giderek kötüleşen bir anemi içinde olduğunu gösterir. Bu durumda intrauterin transfüzyon (IUT) gibi müdahaleler gündeme gelir.
    • Günümüzde, invaziv bir yöntem olan amniyosentez ve ΔOD450 ölçümünün yerini büyük ölçüde non-invaziv bir yöntem olan orta serebral arter (MCA) Doppler ultrasonografisi almıştır. MCA Doppler, fetustaki anemi riskini amniyosenteze gerek kalmadan, fetal beyin damarlarındaki kan akım hızını ölçerek oldukça doğru bir şekilde tahmin edebilir. Ancak ΔOD450 hâlâ anlamı ve tarihsel önemi bakımından temel bir bilgidir ve MCA Doppler’in kullanılamadığı veya netice vermediği durumlarda başvurulabilir.

4.2. Ayırıcı Tanı

Yenidoğan döneminde hemolitik anemi, hiperbilirubinemi ve hidrops fetalise neden olabilen diğer durumlar ayırıcı tanıda düşünülmelidir.

Tablo 1: Yenidoğanın Hemolitik Anemi Nedenlerinin Ayırıcı Tanısı

Hastalık / Durum Patofizyoloji Anahtar Ayırıcı Tanı Özellikleri
Kan Uyuşmazlığı (Rh/ABO) Anne kaynaklı IgG antikorlarının fetal eritrositleri parçalaması Pozitif İndirekt/Direkt Coombs testi, anne-bebek kan grubu uyumsuzluğu öyküsü
Kalıtsal Sferositoz Eritrosit membran defekti sonucu hemoliz Aile öyküsü, periferik yaymada sferositler, Coombs negatif, Osmotik Frajilite Testi pozitif
G6PD Eksikliği Oksidatif strese bağlı akut hemoliz Coombs negatif, erkek cinsiyet, oksidan ilaç/ajan maruziyeti öyküsü, G6PK seviyesinde azalma
Alfa Talasemi Major Alfa-globin zincir sentezinin olmaması Ağır anemi, hidrops fetalis, Coombs negatif, Hemoglobin elektroforezinde Hb Barts yüksekliği
İntrauterin Enfeksiyonlar (CMV, Parvovirüs B19, Toksoplazma, Rubella) Kemik iliği baskılanması veya direkt hemoliz Konjenital enfeksiyon bulguları (mikrosefali, koriyoretinit), serolojik testler, Parvovirüs B19’da kemik iliği yetmezliği ön planda

Tablo 2: Hidrops Fetalis Nedenlerinin Ayırıcı Tanısı

Neden Kategorisi Örnekler Anahtar Ayırıcı Tanı Özellikleri
İmmün Nedenler Kan Uyuşmazlığı (Rh Hastalığı) Pozitif İndirekt Coombs testi, annede anti-D antikoru
Kardiyovasküler Kalp defektleri, Aritmiler, Kardiyomiyopati Fetal ekokardiyografide yapısal veya fonksiyonel bozukluk
Kromozomal Turner Sendromu, Trisomi 21, 18, 13 Amniyosentezde kromozom analizi anormalliği, ultrasonografide majör anomaliler
Göğüs Boşlugu Hast. Konjenital kistik adenomatoid malformasyon (CCAM), Diyafragma hernisi Ultrasonografide akciğerde kistik yapılar veya batın organlarının toraksa yer değiştirmesi
İntrauterin Enfeksiyon Parvovirüs B19, CMV, Toksoplazma Serolojik testler, PCR, ultrasonografide kalsifikasyonlar, mikrosefali

RhoGAM (Rh İmmün Globulin) ve Tedavi

5.1. RhoGAM (Anti-D İmmün Globulin) Nedir?

RhoGAM, Rh pozitif kana maruz kalmış Rh negatif kişilerde antikor oluşumunu önlemek için kullanılan, insan kaynaklı bir antikor preparatıdır. Pasif immünizasyon sağlar. Mekanizması, annenin dolaşımına geçen Rh pozitif fetal eritrositleri annenin bağışıklık sistemi tanımadan önce temizleyerek, anne duyarlılaşmasını (sensitizasyonu) engellemektir.

5.2.RhoGAM Kimlere ve Ne Zaman Yapılır?

RhoGAM, daha önce duyarlılaşmamış (İndirekt Coombs negatif) olan Rh negatif tüm anne adaylarına, fetal kanın anneye geçme riskinin olduğu durumlarda uygulanmalıdır:

  • Antepartum (Doğum Öncesi) Proflaksi:
    • Hafta: Rutin olarak gebeliğin 28. haftasında uygulanır. Bu, doğuma kadar geçen sürede oluşabilecek küçük kanamaları karşılar.
  • Postpartum (Doğum Sonrası) Proflaksi:
    • Doğumdan sonraki 72 saat içinde, bebeğin kan grubu Rh pozitif ise mutlaka uygulanır.
  • Diğer Duyarlılaşma Riskinin Olduğu Durumlar(Bu durumların her birinde, olayı takip eden 72 saat içinde RhoGAM yapılmalıdır):
    • Düşük
    • Kürtaj (isteye bağlı veya spontan abortus)
    • Dış gebelik
    • Amniyosentez, Koryon Villus Örneklemesi (CVS), Kordosentez gibi girişimsel işlemler
    • Gebelikte kanama (özellikle ilk trimesterde)
    • Abdominal travma
    • Fetal ölüm
    • Yanlış kan transfüzyonu

Doz: Genellikle standart doz 1500 IU (300 mcg)‘dir. Ancak aşırı miktarda fetomaternal kanama şüphesi varsa (örn. travma), Kleihauer-Betke testi gibi yöntemlerle fetal kan miktarı tahmin edilmeli ve buna göre ek dozlar gerekebilir .

5.3. Kan Uyuşmazlığından Etkilenmiş Bebeğin Tedavisi

  • Hafif Olgular: Sadece fototerapi (bilirubin ışığı) yeterli olabilir .
  • Orta-Ağır Olgular:
    • Fototerapi: Sarılığı (hiperbilirubinemiyi) tedavi etmek için temel yöntemdir.
    • İntravenöz İmmün Globulin (IVIG): Şiddetli hemolizi olan bebeklerde, hemolizi yavaşlatmak için kullanılabilir.
    • Kan Değişimi (Exchange Transfüzyon): Çok yüksek bilirubin seviyeleri veya şiddetli anemi durumunda, bebeğin kanının Rh negatif kan ile değiştirilmesi işlemidir. Bu işlem, hem bilirubini hem de anneden geçen antikorları uzaklaştırır ve anemi düzeltir.
  • İntrauterin Tedavi:
    • İntrauterin Transfüzyon (IUT): Ağır etkilenmiş, anne karnında hidrops gelişme riski olan fetuslara, kordosentez yoluyla Rh negatif kan verilmesi işlemidir.

Kan Uyuşmazlığı MCQ’s: 50 Soruluk Çoktan Seçmeli Test

  1. Aşağıdaki durumların hangisinde Rh uygunsuzluğu (kan uyuşmazlığı) tanısı konulabilir?
    a) Anne A Rh(+), Baba B Rh(+)
    b) Anne AB Rh(-), Baba 0 Rh(+)
    c) Anne 0 Rh(-), Baba A Rh(+)
    d) Anne B Rh(+), Baba B Rh(-)
    e) Anne A Rh(-), Baba A Rh(-)
  2. Rh uygunsuzluğu olan bir çiftte, ilk gebelikte bebeğin etkilenmemesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Fetal eritrositlerin anneninkinden daha dayanıklı olması
    b) Annenin antikor yanıtının IgG yerine IgM ağırlıklı olması
    c) Annenin antikor geliştirmesi için yeterli süre olmaması ve antikorların esas olarak doğum sırasında oluşması
    d) Plasentanın antikor geçişine tamamen engel olması
    e) Fetusun kemik iliğinin alyuvar yıkımını telafi edebilmesi
  3. Rh (-) bir anne adayına RhoGAM (Anti-D Immün Globulin) uygulaması hangi temel mekanizma ile etki gösterir?
    a) Annenin bağışıklık sistemini baskılayarak antikor üretimini engeller.
    b) Fetusun kan hücrelerini annenin antikorlarından korur.
    c) Annenin dolaşımına geçen Rh pozitif eritrositleri temizleyerek annenin antikor üretimini (sensitizasyonu) önler.
    d) Plasentadan geçerek fetusun kan hücrelerini güçlendirir.
    e) Annede var olan anti-D antikorlarını nötralize eder.
  4. Aşağıdaki testlerden hangisi, annenin dolaşımında Rh antijenine karşı antikor olup olmadığını (duyarlılaşma) tespit etmek için kullanılır?
    a) Direkt Coombs Testi
    b) İndirekt Coombs Testi
    c) Hemogram (Tam Kan Sayımı)
    d) Karaciğer Fonksiyon Testleri
    e) Fetal Kan Grup Tayini
  5. Şiddetli Rh uygunsuzluğu olan bir fetusun ultrasonografide aşağıdaki bulgulardan hangisi görülmez?
    a) Asit
    b) Plasenta kalınlaşması
    c) Perikardiyal efüzyon
    d) Hepatosplenomegali
    e) Böbrek kistleri
  6. Rh (-) ve İndirekt Coombs testi negatif olan bir anne adayına, aşağıdaki durumların hangisinde RhoGAM uygulanması gerekli DEĞİLDİR?
    a) 28. gebelik haftasında
    b) Spontan düşük sonrası
    c) Amniyosentez işlemi sonrası
    d) Doğum sonrası bebeği Rh (+) ise
    e) Doğum sonrası bebeği Rh (-) ise
  7. Yenidoğan döneminde ağır sarılık ve hemolitik anemi ile başvuran bir bebekte Direkt Coombs Testi negatif olarak bulunuyor. Aşağıdaki durumlardan hangisi bu tabloya neden olmaz?
    a) ABO uyuşmazlığı
    b) G6PD eksikliği
    c) Kalıtsal sferositoz
    d) Annede Rh uygunsuzluğuna bağlı duyarlılaşma
    e) İntrauterin enfeksiyon
  8. RhoGAM uygulaması için ideal zaman aralığı aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Riskli durumu takiben 1 hafta içinde
    b) Riskli durumu takiben 72 saat (3 gün) içinde
    c) Riskli durumu takiben 1 ay içinde
    d) Sadece doğumdan önce 28. haftada
    e) Sadece doğumdan sonra
  9. “Hidrops Fetalis” tablosu aşağıdaki durumların hangisinde görülmez?
    a) Ağır Rh uygunsuzluğu
    b) Alfa Talasemi Major
    c) Fetal Parvovirüs B19 enfeksiyon
    d) Büyük VSD gibi konjenital kalp defektleri
    e) Yenidoğanın geçici hipotiroidisi
  10. Kan uyuşmazlığı olan ve etkilenmiş bir bebekte, hemoliz sonucu kanda aşırı yükselen ve kernikterus riski oluşturan madde aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Albümin
    b) Hemoglobin
    c) Bilirubin
    d) Transferrin
    e) Ferritin
  11. ABO uyuşmazlığı en sık hangi durumda görülür?
    a) Anne A, bebek B
    b) Anne B, bebek A
    c) Anne AB, bebek 0
    d) Anne 0, bebek A veya B
    e) Anne A, bebek AB
  12. ABO uyuşmazlığının Rh uyuşmazlığına göre daha hafif seyretmesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Annenin antikor üretmemesi
    b) Fetusun antijenleri tanımaması
    c) Fetal dokularda A ve B antijenlerinin zayıf ifade edilmesi ve annedeki antikorların bir kısmının plasentayı geçememesi (IgM)
    d) Plasentanın tam koruma sağlaması
    e) Antikorların eritrositler yerine diğer hücrelere bağlanması
  13. Aşağıdakilerden hangisi, Rh uygunsuzluğunda fetusu veya yenidoğanı etkileyen hemolizin bir sonucu DEĞİLDİR?
    a) Anemi
    b) Hiperbilirubinemi
    c) Eritrositoz (aşırı kırmızı kan hücresi üretimi)
    d) Hepatosplenomegali
    e) Eritroblastozis Fetalis
  14. Rh (-) bir anne ve Rh (+) bir babanın ilk bebeği Rh (+) olarak doğmuştur. İkinci gebelikte bebeğin etkilenmemesi için aşağıdakilerden hangisi yapılmalıydı?
    a) İlk gebelikte annede İndirekt Coombs testi yapılmalıydı.
    b) İlk gebelikte fetusa intrauterin kan transfüzyonu yapılmalıydı.
    c) İlk doğumdan sonraki 72 saat içinde anneye RhoGAM uygulanmalıydı.
    d) İlk doğumdan hemen sonra bebeğe RhoGAM uygulanmalıydı.
    e) İkinci gebelikte amniyosentezden kaçınılmalıydı.
  15. Yenidoğanda hemolitik hastalık tanısında kullanılan ve bebeğin kırmızı kan hücreleri üzerinde anneden geçen antikorların varlığını gösteren test aşağıdakilerden hangisidir?
    a) İndirekt Coombs Testi
    b) Direkt Coombs Testi
    c) Tam Kan Sayımı
    d) Periferik Yayma
    e) Osmotik Frajilite Testi
  16. Rh uygunsuzluğu olan bir gebelikte, fetusun ağır anemi geliştirme riskini değerlendirmek için yapılan ve amniyotik sıvıdaki bilirubin konsantrasyonunu ölçen test aşağıdakilerden hangisidir?
    a) İndirekt Coombs Testi
    b) ΔOD450 (Delta OD 450) ölçümü
    c) Direkt Coombs Testi
    d) Kleihauer-Betke Testi
    e) Kordosentez
  17. Fetusta ağır hemolitik hastalık varlığında, fetal asit ve ödem ile karakterize, yaşamı tehdit eden tablo aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Kernikterus
    b) Eritroblastozis Fetalis
    c) Hidrops Fetalis
    d) Hepatosplenomegali
    e) Hiperbilirubinemi
  18. Rh (-) bir gebenin İndirekt Coombs testi pozitif çıkarsa, bu ne anlama gelir?
    a) Fetus kesinlikle Rh (-)’dir.
    b) Anne, Rh antijenine karşı duyarlılaşmıştır (sensitized).
    c) Anne adayına RhoGAM uygulanmıştır.
    d) Fetusta ağır anemi vardır.
    e) Gebelik sonlandırılmalıdır.
  19. Aşağıdaki durumlardan hangisinde, Rh (-) bir anne adayına RhoGAM uygulaması gerekir?
    a) Gebeliğin 12. haftasında rutin kontrol
    b) Vajinal kanama olmadan hafif abdominal travma sonrası
    c) Bebek hareketlerinin hissedilmemesi
    d) Gebelikte hipertansiyon tanısı alması
    e) Sezaryen ile doğum planlanması
  20. Yenidoğan döneminde hemolitik hastalık için yapılan tedavide, yüksek bilirubin düzeylerini düşürmek için kullanılan ilk basamak tedavi yöntemi aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Kan değişimi (Ekschang transfüzyon)
    b) İntravenöz immün globulin (IVIG)
    c) Fototerapi
    d) Kortikosteroid tedavisi
    e) Splenektomi
  21. Ağır Rh uygunsuzluğu olan bir fetusun tedavisinde, fetusun anemisini düzeltmek için doğrudan umbilical venden kan transfüzyonu yapılması işlemi aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Amniyosentez
    b) Koryon Villus Örneklemesi (CVS)
    c) İntrauterin Transfüzyon (IUT)
    d) Fetal Parasentez
    e) Plasental transfüzyon
  22. Rh uygunsuzluğunda, annenin duyarlılaşmasını (sensitizasyon) önlemenin en etkili yolu aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Gebelikte demir takviyesi
    b) Doğumun sezaryen ile yapılması
    c) RhoGAM proflaksisi
    d) Erken doğum indüksiyonu
    e) Plasentanın manual olarak çıkarılması
  23. Aşağıdaki antikorlardan hangisi Rh uygunsuzluğuna bağlı hemolitik hastalıktan SORUMLU DEĞİLDİR?
    a) Anti-D
    b) Anti-c
    c) Anti-E
    d) Anti-Kell
    e) Anti-A (Anne 0, bebek A ise)
  24. Rh uygunsuzluğu olan bir gebelikte, fetusta hidrops gelişiminin patofizyolojisinde aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
    a) Şiddetli anemi
    b) Kardiyak outputta artış
    c) Hipoproteinemi
    d) Kalp yetmezliği
    e) Kapiller permeabilitede artış
  25. RhoGAM uygulamasının endike olduğu durumlar için aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
    a) Düşük ve kürtaj sonrası
    b) Ektopik gebelik cerrahisi sonrası
    c) Amniyosentez sonrası
    d) İndirekt Coombs testi pozitif olan Rh (-) annede
    e) Doğum sonrası bebeği Rh (+) olan Rh (-) annede
  26. Bir yenidoğanda hemolitik hastalık düşünüldüğünde, aşağıdaki laboratuvar bulgularından hangisi beklenmez?
    a) Retikülositoz
    b) Anemi
    c) Artmış bilirubin
    d) Trombositopeni
    e) Periferik yaymada eritroblast görülmesi
  27. Aşağıdaki kan gruplarına sahip anne ve bebeklerden hangisinde ABO uyuşmazlığına bağlı yenidoğan sarılığı görülme riski en yüksektir?
    a) Anne A, Bebek 0
    b) Anne B, Bebek 0
    c) Anne 0, Bebek AB
    d) Anne AB, Bebek A
    e) Anne 0, Bebek A
  28. Rh (-) bir anne adayının ilk gebeliğinde, aşağıdaki işlemlerden hangisi yapılırsa duyarlılaşma (sensitizasyon) riski artar?
    a) 28. haftada RhoGAM uygulanması
    b) Rutin ultrasonografi
    c) Şeker yükleme testi
    d) Amniyosentez (RhoGAM uygulanmazsa)
    e) İndirekt Coombs testi yapılması
  29. Yenidoğanın hemolitik hastalığı ile ilişkili olarak “Kernikterus” terimi neyi ifade eder?
    a) Fetusun karaciğer ve dalağındaki büyüme
    b) Şiddetli hemolitik anemi
    c) Bilirubinin beyin dokusunda birikmesi ve nörotoksik etki
    d) Fetusta sıvı birikimi
    e) Kemik iliğinde eritroblast artışı
  30. Aşağıdakilerden hangisi, Rh uygunsuzluğu nedeniyle hemolize uğrayan bir yenidoğanda fizik muayenede saptanabilecek bir bulgudur?
    a) Mikrosefali
    b) Hepatosplenomegali
    c) Katarakt
    d) Deride veziküller
    e) Eklem kontraktürleri
  31. Rh (-) bir anne adayının prenatal takibinde, İndirekt Coombs testi ne sıklıkla yapılmalıdır?
    a) Hiç yapılmamalıdır.
    b) Sadece ilk trimesterde bir kez yapılmalıdır.
    c) Sadece 28. haftada RhoGAM uygulanmadan önce yapılmalıdır.
    d) İlk trimesterde ve 24-28. haftalarda yapılmalıdır.
    e) Her prenatal vizitte yapılmalıdır.
  32. Fetomaternal kanamanın miktarını belirlemek için kullanılan, fetal hemoglobin içeren hücreleri boyayan test aşağıdakilerden hangisidir?
    a) İndirekt Coombs Testi
    b) Direkt Coombs Testi
    c) Kleihauer-Betke Testi
    d) Hemoglobin Elektroforezi
    e) Apt Testi
  33. Aşağıdaki durumlardan hangisinde, RhoGAM’ın standart dozdan (300 mcg) daha fazla dozda uygulanması gerekebilir?
    a) Annenin ilk gebeliği olması
    b) Bebeğin prematüre doğması
    c) Annenin diyabetik olması
    d) Büyük miktarda fetomaternal kanama şüphesi (örn. ağır travma)
    e) Sezaryen ile doğum
  34. ABO uyuşmazlığında, hemolizin genellikle hafif olmasının nedenlerinden biri aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Annenin antikorları sadece IgM yapısındadır.
    b) Fetal eritrositlerde A ve B antijenleri erken dönemde bulunmaz.
    c) Annenin antikorları plasentayı geçemez.
    d) Fetal eritrositlerde A ve B antijen ifadesi yetişkinlere göre daha zayıftır.
    e) Fetus annenin antikorlarını parçalar.
  35. Rh uygunsuzluğu olan ve intrauterin transfüzyon gereken bir fetus için, transfüzyonda hangi kan kullanılmalıdır?
    a) Rh pozitif, anne ile aynı ABO grubunda
    b) Rh negatif, fetus ile aynı ABO grubunda veya 0 Rh negatif
    c) Rh pozitif, 0 grubu
    d) Rh negatif, anne ile aynı ABO grubunda
    e) Otolog kordon kanı
  36. Aşağıdaki konjenital enfeksiyonlardan hangisi, hemolitik anemi ve hidrops fetalise neden olabilir ve kan uyuşmazlığı ile karışabilir?
    a) Toksoplazma
    b) Sitomegalovirüs (CMV)
    c) Parvovirüs B19
    d) Rubella
    e) Hepsi
  37. Rh uygunsuzluğuna bağlı hemolitik hastalıkta, annenin ürettiği ve plasentadan geçerek fetal eritrositleri parçalayan antikor sınıfı aşağıdakilerden hangisidir?
    a) IgA
    b) IgD
    c) IgE
    d) IgG
    e) IgM
  38. Yenidoğan döneminde, şiddetli hemolitik hastalığı olan bir bebekte, hiperbilirubinemiyi hızla düşürmek ve nükleer sarılık (kernikterus) riskini azaltmak için yapılması gereken acil tedavi aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Sadece fototerapi
    b) İntravenöz sıvı tedavisi
    c) Kan değişimi (Ekschang transfüzyon)
    d) Oral fenobarbital
    e) Plasmapherez
  39. Rh (-) bir anne ve Rh (+) bir babanın çocuklarının Rh pozitif olma olasılığı nedir? (Baba heterozigot ise)
    a) %0
    b) %25
    c) %50
    d) %75
    e) %100
  40. Aşağıdakilerden hangisi, Rh uygunsuzluğu olan bir gebelikte fetusun etkilenme derecesini belirlemede kullanılan invaziv bir yöntemdir?
    a) Ultrasonografi
    b) İndirekt Coombs Testi
    c) Kordosentez
    d) Non-stres test
    e) Biyofizik profil
  41. “Eritroblastozis Fetalis” teriminin patolojik karşılığı aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Fetal karaciğerde yağlanma
    b) Fetal dolaşımda immatür alyuvar öncüllerinin (eritroblast) artması
    c) Fetal beyinde kanama
    d) Plasental yetmezlik
    e) Fetal böbreklerde kalsifikasyon
  42. Aşağıdaki durumlardan hangisinde, Rh (-) bir anne adayına RhoGAM uygulansa bile duyarlılaşma (sensitizasyon) gelişme riski vardır?
    a) 28. haftada RhoGAM uygulanması
    b) Doğumdan sonra bebek Rh (-) ise
    c) Doğumdan sonraki 48. saatte RhoGAM uygulanması
    d) Fark edilmeyen büyük miktarda bir fetomaternal kanama olması ve standart RhoGAM dozunun yetersiz kalması
    e) Amniyosentez sonrası RhoGAM uygulanması
  43. Yenidoğanın hemolitik hastalığı olan bir bebekte, IVIG (İntravenöz İmmün Globulin) tedavisinin amacı aşağıdakilerden hangisidir?
    a) Bilirubini doğrudan bağlamak
    b) Eritrosit yapımını uyarmak
    c) Retiküloendotelyal sistemdeki Fc reseptörlerini bloke ederek hemolizi azaltmak
    d) Karaciğerin bilirubin konjugasyon kapasitesini artırmak
    e) Anne kaynaklı antikorları nötralize etmek
  44. Aşağıdaki kan gruplama sistemlerinden hangisine bağlı uyuşmazlık, Rh uyuşmazlığı kadar ciddi hemolitik hastalığa neden olabilir?
    a) Duffy sistemi
    b) Kell sistemi
    c) Lewis sistemi
    d) P sistemi
    e) MNS sistemi
  45. Rh immünizasyonu (duyarlılaşma) için en sık transfüzyon reaksiyonu aşağıdaki durumların hangisinde görülür?
    a) Rh pozitif bir hastaya Rh pozitif kan verilmesi
    b) Rh negatif bir hastaya Rh negatif kan verilmesi
    c) Rh negatif bir hastaya Rh pozitif kan verilmesi
    d) Rh pozitif bir hastaya Rh negatif kan verilmesi
    e) ABO uyumsuz kan verilmesi
  46. Rh uygunsuzluğu nedeniyle intrauterin transfüzyon uygulanan bir fetusun takibinde, aşağıdaki komplikasyonlardan hangisi beklenmez?
    a) Fetal bradikardi
    b) Kordon kanaması
    c) Erken membran rüptürü
    d) Fetusta iyileşme ve hidropsun gerilemesi
    e) Fetal enfeksiyon
  47. Annenin Rh (-), babanın Rh (+) olduğu bir çiftte, babanın homozigot (DD) olması durumunda, tüm çocukların Rh pozitif olma olasılığı nedir?
    a) %0
    b) %25
    c) %50
    d) %75
    e) %100
  48. Aşağıdaki durumların hangisinde, Rh (-) bir kadına RhoGAM uygulanmasına rağmen, bir sonraki gebelikte bebek etkilenebilir?
    a) RhoGAM uygulandıktan sonra annede anti-D antikorları oluşursa
    b) Babanın Rh negatif olması durumunda
    c) Bebeğin Rh negatif olması durumunda
    d) Annenin ilk gebeliği olması durumunda
    e) Hiçbir zaman, RhoGAM %100 koruma sağlar.
  49. Yenidoğanın hemolitik hastalığı olan bir bebekte, aşağıdaki bulgulardan hangisi “Kernikterus”un erken bulgularından biri DEĞİLDİR?
    a) Letarji
    b) Hipotoni
    c) Zayıf emme
    d) Hipertansiyon
    e) Yüksek perdeli ağlama
  50. Kan uyuşmazlığı ile ilişkili olarak, “Delta OD450” ölçümü hangi amaçla kullanılır?
    a) Annedeki antikor titresini ölçmek
    b) Fetusun kan grubunu belirlemek
    c) Fetustaki hemolizin şiddetini değerlendirmek
    d) Fetomaternal kanama miktarını saptamak
    e) Yenidoğanın bilirubin düzeyini ölçmek

Cevap Anahtarı ve Detaylı Açıklamalar

  1. C) Anne 0 Rh(-), Baba A Rh(+):Rh uygunsuzluğu için temel koşul annenin Rh(-), babanın ise Rh(+) olmasıdır. ABO grupları bu tanım için önemsizdir. C şıkkında anne Rh(-), baba Rh(+) olduğu için Rh uygunsuzluğu vardır.
  2. C) Annenin antikor geliştirmesi için yeterli süre olmaması ve antikorların esas olarak doğum sırasında oluşması:İlk gebelikte, fetustan anneye kan geçişi genellikle doğum eylemi sırasında olur. Anne bu antijenlere karşı antikor üretmeye başlar, ancak bu antikorların yeterli seviyeye ulaşıp bir sonraki gebelikte fetusa zarar verebilmesi için zaman gerekir. Bu nedenle ilk bebek genellikle etkilenmez.
  3. C) Annenin dolaşımına geçen Rh pozitif eritrositleri temizleyerek annenin antikor üretimini (sensitizasyonu) önler.:RhoGAM, pasif olarak verilen anti-D antikorları içerir. Bu antikorlar, annenin dolaşımına geçmiş olan Rh pozitif fetal eritrositleri işaretleyerek dalakta makrofajlar tarafından temizlenmesini sağlar. Böylece annenin kendi bağışıklık sisteminin bu hücreleri görmesi ve aktif olarak antikor üretmesi (duyarlılaşma) engellenmiş olur.
  4. B) İndirekt Coombs Testi:İndirekt Coombs Testi (İCT), annenin serumunda serbest dolaşan anti-eritrosit antikorlarını (anti-D gibi) tespit eder. Pozitif olması, annenin duyarlılaştığını gösterir. Direkt Coombs Testi (DCT) ise bebeğin eritrositleri üzerine bağlanmış antikorları gösterir.
  5. E) Böbrek kistleri:Şiddetli Rh hastalığında (hidrops fetalis) anemi, hipoalbüminemi ve kalp yetmezliğine bağlı olarak asit, plevral ve perikardiyal efüzyon, cilt ödemi, hepatosplenomegali ve plasenta kalınlaşması görülür. Böbrek kistleri bu tabloya özgü bir bulgu değildir.
  6. E) Doğum sonrası bebeği Rh (-) ise:RhoGAM’ın amacı, Rh pozitif kana maruz kalmış Rh negatif anneyi korumaktır. Eğer bebek de Rh negatif ise, anneyi duyarlılaştıracak bir Rh antijeni yok demektir, dolayısıyla RhoGAM uygulanmasına gerek yoktur.
  7. D) Annede Rh uygunsuzluğuna bağlı duyarlılaşma:Rh uygunsuzluğunda, anneden geçen IgG yapısındaki antikorlar bebeğin eritrositlerine bağlanır ve bu durum Direkt Coombs Testi (DCT) ile pozitif olarak saptanır. Soruda DCT negatif verildiği için Rh uygunsuzluğu düşünülmez. Diğer seçeneklerde (ABO uyuşmazlığı – bazen DCT zayıf pozitif/negatif olabilir, G6PD, Sferositoz, Enfeksiyon) ise hemoliz immün bir mekanizma olmadan gerçekleştiği için DCT negatiftir.
  8. B) Riskli durumu takiben 72 saat (3 gün) içinde:RhoGAM’ın etkinliği için, risk oluşturan olaydan (doğum, düşük, travma, girişimsel işlem vb.) sonraki 72 saat (3 gün) içinde uygulanması önerilir. Mümkün olan en kısa sürede yapılması idealdir.
  9. E) Yenidoğanın geçici hipotiroidisi:Hidrops fetalis; immün (Rh hastalığı), non-immün (kardiyak, kromozomal, enfeksiyöz, talasemi) gibi birçok nedene bağlı gelişebilir. Yenidoğanın geçici hipotiroidisi ise hidropsa neden olmaz.
  10. C) Bilirubin:Hemoliz sonucu açığa çıkan hemoglobin, bilirubine dönüştürülür. Yenidoğanın immatür karaciğeri bu yükü kaldıramaz ve kanda biriken bilirubin (hiperbilirubinemi) sarılığa, çok yüksek seviyelerde ise beyinde birikerek kernikterusa neden olur.
  11. D) Anne 0, bebek A veya B:ABO uyuşmazlığı, kan grubu 0 olan annelerin A veya B antijenine sahip bebekleri olduğunda görülür. 0 grubu bireylerde doğal olarak anti-A ve anti-B IgM antikorları bulunur, bunların bir kısmı IgG’ye dönüşerek plasentadan geçebilir.
  12. C) Fetal dokularda A ve B antijenlerinin zayıf ifade edilmesi ve annedeki antikorların bir kısmının plasentayı geçememesi (IgM):ABO antijenleri fetal eritrositlerde yetişkinlere göre daha az gelişmiştir. Ayrıca annedeki anti-A ve anti-B antikorlarının bir kısmı IgM yapısında olduğu için plasentayı geçemez. Bu iki faktör, ABO uyuşmazlığının genellikle hafif seyretmesini sağlar.
  13. C) Eritrositoz (aşırı kırmızı kan hücresi üretimi):Hemolizin bir sonucu anemi (kırmızı kan hücresi azalması) ve buna kompansatuvar bir yanıt olarak kemik iliği, karaciğer ve dalakta eritrosit yapımında artış (eritropoez) ve buna bağlı olarak retikülositoz ve eritroblastoz görülür. Eritrositoz (polisitemi) ise kırmızı kan hücrelerinin aşırı arttığı bir durumdur ve hemolizde görülmez.
  14. C) İlk doğumdan sonraki 72 saat içinde anneye RhoGAM uygulanmalıydı:İlk doğumda, Rh pozitif bebekten anneye kan geçişi olur. Bu maruziyetten sonraki 72 saat içinde Rh negatif anneye RhoGAM uygulanırsa, anne duyarlılaşmaz ve bir sonraki Rh pozitif gebelikte bebek etkilenmez.
  15. B) Direkt Coombs Testi:Direkt Coombs Testi (DCT), yenidoğanın kırmızı kan hücreleri üzerinde anneden geçmiş ve bağlanmış olan antikorların varlığını gösterir. Bu test hemolizin immün bir nedene bağlı olduğunu kanıtlar.
  16. B) ΔOD450 (Delta OD 450) ölçümü:Amniyosentez ile alınan amniyotik sıvıda, hemoliz sonucu fetustan sıvıya geçen bilirubin miktarı sperofotometrik olarak ΔOD450 değeri olarak ölçülür. Bu değer, fetusun hemolitik hastalık şiddetini değerlendirmede kullanılır.
  17. C) Hidrops Fetalis:Hidrops Fetalis, ağır anemi, hipoalbüminemi ve kalp yetmezliği sonucu fetusun vücut boşluklarında ve yumuşak dokularında sıvı birikimi (ödem, asit, efüzyon) ile karakterize, yaşamı tehdit eden en ağır formdur.
  18. B) Anne, Rh antijenine karşı duyarlılaşmıştır (sensitized).:İndirekt Coombs Testi’nin pozitif olması, annenin serumunda Rh antijenine (genellikle D) karşı IgG yapısında antikor bulunduğunu, yani duyarlılaşmanın gerçekleştiğini gösterir. Bu durumda RhoGAM proflaksisi artık etkisizdir.
  19. B) Vajinal kanama olmadan hafif abdominal travma sonrası:Her türlü abdominal travma, görünür kanama olmasa bile fetomaternal kanama riski taşıdığı için RhoGAM endikasyonu oluşturur. Diğer şıklar (rutin kontrol, bebek hareketleri, hipertansiyon, doğum şekli) tek başına RhoGAM endikasyonu değildir.
  20. C) Fototerapi:Fototerapi, yenidoğan sarılığının birinci basamak tedavisidir. Ciltte biriken bilirubini, suda çözünür forma dönüştürerek vücuttan atılımını kolaylaştırır.
  21. C) İntrauterin Transfüzyon (IUT):İntrauterin Transfüzyon (IUT), ağır anemisi olan ve hidrops riski taşıyan fetuslara, ultrason rehberliğinde umbilikal ven yoluyla kan verilmesi işlemidir. Genellikle Rh negatif, CMV negatif, irradiated kan kullanılır.
  22. C) RhoGAM proflaksisi:Rh negatif ve duyarlılaşmamış (İndirekt Coombs negatif) annelere, fetal Rh pozitif kana maruz kalma riski olan her durumdan sonra RhoGAM uygulanması, duyarlılaşmayı ve buna bağlı sonraki gebeliklerdeki hemolitik hastalık riskini büyük ölçüde önler.
  23. E) Anti-A (Anne 0, bebek A ise):Anti-A ve Anti-B antikorları ABO uyuşmazlığından sorumludur. Anti-D, anti-c, anti-E ve anti-Kell ise Rh sistemindeki diğer antijenlere veya Kell sistemine karşı gelişen antikorlardır ve hepsi hemolitik hastalığa neden olabilir.
  24. B) Kardiyak outputta artış:Hidrops fetalisin patofizyolojisinde şiddetli anemiye bağlı doku hipoksisi, bunun sonucunda gelişen kalp yetmezliği, kapiller permeabilite artışı ve hipoalbüminemi yer alır. Kardiyak output başlangıçta artabilse de, sonuçta kalp yetmezliği gelişir ve kardiyak output düşer.
  25. D) İndirekt Coombs testi pozitif olan Rh (-) annede:İndirekt Coombs testi pozitif olan anne zaten duyarlılaşmıştır. RhoGAM’ın etki mekanizması duyarlılaşmayı önlemek olduğu için, duyarlılaşma gerçekleştikten sonra yapılmasının bir faydası yoktur.
  26. D) Trombositopeni:Hemolitik hastalıkta anemi, retikülositoz, hiperbilirubinemi ve periferik yaymada eritroblast görülmesi beklenen bulgulardır. Trombositopeni (trombosit sayısında azalma) ise bu tablonun tipik bir bileşeni değildir.
  27. E) Anne 0, Bebek A:En sık ve en belirgin ABO uyuşmazlığı, anne 0 ve bebek A olduğunda görülür. Anne 0 ve bebek B de risklidir.
  28. D) Amniyosentez (RhoGAM uygulanmazsa):Amniyosentez gibi girişimsel işlemler fetomaternal kanama riskini önemli ölçüde artırır. Bu işlemlerden sonra RhoGAM uygulanmazsa, anne duyarlılaşabilir.
  29. C) Bilirubinin beyin dokusunda birikmesi ve nörotoksik etki:Kernikterus, yüksek düzeydeki indirekt (unconjugated) bilirubinin beyin bazal ganglia ve diğer nükleuslarında birikmesiyle oluşan irreversibl nörolojik hasardır.
  30. B) Hepatosplenomegali:Hemolize uğrayan eritrositler dalak ve karaciğerde parçalandığı için bu organlarda büyüme (hepatosplenomegali) olur. Ayrıca extramedülleri eritropoez de hepatosplenomegaliye katkıda bulunur.
  31. D) İlk trimesterde ve 24-28. haftalarda yapılmalıdır.:Rh (-) annelerde İndirekt Coombs testi, gebeliğin başında duyarlılaşma olup olmadığını belirlemek için yapılır. 24-28. haftalarda ise, 28. haftadaki rutin RhoGAM proflaksisi öncesi durumu kontrol etmek için tekrarlanır.
  32. C) Kleihauer-Betke Testi:Kleihauer-Betke testi, anne kanındaki fetal hemoglobin içeren hücreleri aside dayanıklılıkları nedeniyle boyayarak gösterir. Bu testle fetomaternal kanamanın miktarı belirlenir ve gerekirse ek doz RhoGAM uygulanıp uygulanmayacağına karar verilir.
  33. D) Büyük miktarda fetomaternal kanama şüphesi (örn. ağır travma):Standart 300 mcg’lık RhoGAM dozu, yaklaşık 30 mL fetal kanı (15 mL fetal eritrosit) nötralize edebilir. Kleihauer-Betke testi gibi yöntemlerle daha fazla kanama olduğu saptanırsa, ek dozlar gerekebilir.
  34. D) Fetal eritrositlerde A ve B antijen ifadesi yetişkinlere göre daha zayıftır.:A ve B antijenleri, fetal ve yenidoğan döneminde eritrositlerde daha az sayıda ve daha zayıf ifade edilir. Bu da antikorların bağlanma ve hemoliz yapma potansiyelini azaltır.
  35. B) Rh negatif, fetus ile aynı ABO grubunda veya 0 Rh negatif:İntrauterin transfüzyonda, annenin antikorlarıyla reaksiyona girmeyecek ve fetusun eritrositlerini daha fazla hemolize uğratmayacak kan kullanılmalıdır. Bu nedenle Rh negatif kan tercih edilir. ABO açısından da fetusla uyumlu veya evrensel donör olan 0 Rh negatif kan kullanılabilir.
  36. E) Hepsi:TORCH enfeksiyonları olarak bilinen Toksoplazma, Rubella, CMV, Herpes Simpleks ve özellikle kemik iliğini hedef alan Parvovirüs B19 enfeksiyonu, fetal anemi, hidrops ve hemolize benzer tablolara neden olabilerek ayırıcı tanıya girer.
  37. D) IgG:IgG antikorları plasentayı geçebilen tek immünoglobulin sınıfıdır. Bu nedenle, anne tarafından üretilen ve fetal eritrositleri hedef alan antikorlar IgG yapısındadır.
  38. C) Kan değişimi (Ekschang transfüzyon):Kan değişimi, şiddetli hiperbilirubinemide (kernikterus riski olduğunda) veya şiddetli anemide hızlı bir şekilde bilirubini ve anneden geçen antikorları uzaklaştırmak, aynı zamanda anemisini düzeltmek için yapılan acil bir tedavidir.
  39. C) %50:Baba heterozigot (Dd) ise, her bir çocuğa D veya d alelini geçirme olasılığı %50’dir. Anne ise homozigot resesif (dd) olduğu için her zaman d alelini geçirir. Çocuk Dd (Rh pozitif) veya dd (Rh negatif) olabilir. Olasılık %50 Rh pozitif, %50 Rh negatiftir.
  40. C) Kordosentez:Kordosentez, ultrason rehberliğinde umbilikal venden fetal kan örneği alınması işlemidir. Bu işlemle fetal kan grubu, hemoglobin, bilirubin düzeyleri ve diğer parametreler doğrudan ölçülerek etkilenme derecesi kesin olarak belirlenebilir.
  41. B) Fetal dolaşımda immatür alyuvar öncüllerinin (eritroblast) artması:Eritroblastozis Fetalis, hemoliz ve şiddetli anemiye karşı kemik iliği dışındaki dokularda (karaciğer, dalak) başlayan extramedüller eritropoez sonucu, fetal dolaşımda olgunlaşmamış alyuvar öncüllerinin (eritroblast) aşırı miktarda görülmesidir.
  42. D) Fark edilmeyen büyük miktarda bir fetomaternal kanama olması ve standart RhoGAM dozunun yetersiz kalması:Standart RhoGAM dozu (300 mcg), 30 mL fetal kanı nötralize edebilir. Eğer bu miktarı aşan bir fetomaternal kanama olmuşsa ve ek doz RhoGAM uygulanmamışsa, annenin bağışıklık sistemi fetal hücreleri görebilir ve duyarlılaşma gerçekleşebilir.
  43. C) Retiküloendotelyal sistemdeki Fc reseptörlerini bloke ederek hemolizi azaltmak:IVIG, makrofajların Fc reseptörlerini bloke ederek, antikorla kaplı eritrositlerin bu makrofajlar tarafından tutulup parçalanmasını (hemolizi) azaltır.
  44. B) Kell sistemi:Kell antijen sistemine (özellikle K1 antijeni) karşı gelişen antikorlar, Rh hastalığı kadar ciddi, hatta bazen daha şiddetli hemolitik hastalığa neden olabilir. Ayrıca Kell antikorları eritrosit öncül hücrelerini de etkileyerek aplastik anemiye yol açabilir.
  45. C) Rh negatif bir hastaya Rh pozitif kan verilmesi:Rh negatif bir kişi, Rh pozitif kan transfüzyonu ile duyarlılaşır ve anti-D antikorları geliştirir. Sonraki bir Rh pozitif kan transfüzyonunda ciddi hemolitik transfüzyon reaksiyonu oluşur.
  46. D) Fetusta iyileşme ve hidropsun gerilemesi:İntrauterin transfüzyonun beklenen ve istenen sonucu fetusun iyileşmesi ve hidropsun gerilemesidir, bu bir komplikasyon değildir. Diğer şıklar ise işlemin potansiyel riskli komplikasyonlarıdır.
  47. E) %100:Baba homozigot (DD) ise tüm spermleri D aleli taşır. Anne ise homozigot resesif (dd) olduğu için tüm yumurtaları d aleli taşır. Tüm çocuklar Dd genotipinde, yani Rh pozitif olacaktır.
  48. A) RhoGAM uygulandıktan sonra annede anti-D antikorları oluşursa:Nadiren de olsa, çok büyük miktarda fetomaternal kanama veya uygulama hatası gibi nedenlerle RhoGAM’a rağmen anne duyarlılaşabilir (breakthrough sensitization). Bu durumda bir sonraki gebelikte bebek etkilenebilir.
  49. D) Hipertansiyon:Kernikterusun erken bulguları (akut bilirubin ensefalopatisi) letarji, hipotoni, zayıf emme ve yüksek perdeli ağlamayı içerir. Hipertansiyon tipik bir bulgu değildir; geç dönemde (kronik postikterik) spastisite, opistotonus ve işitme kaybı gibi bulgular görülür.
  50. C) Fetustaki hemolizin şiddetini değerlendirmek:Delta OD450 ölçümü, amniyotik sıvıdaki bilirubin konsantrasyonunun bir göstergesidir. Bilirubin ise fetustaki hemolizin bir ürünüdür. Bu değer, hemolizin şiddetini değerlendirmek ve fetusun tedavi ihtiyacını belirlemek için kullanılır.



KARACİĞER FONKSİYON TESTLERİNİN YORUMU

Karaciğer vücudun en büyük ve en kompleks organıdır, yaklaşık 1200 – 1500 gramdır. Vücuda giren tüm kimyasalların detoksifikasyonundan, nötralizasyonundan, protein sentezi ve pıhtılaşma faktörlerinin sentezinden sorumludur. Karaciğer fonksiyon testleri bu organ sistemin hastalıklarının tanısında klinisyene yardımcı olur.

Karaciğer başlıca 4 sistemin bir araya gelmesinden oluşur:

  • Hepatositler ( karaciğer hücresi) : başlıca metabolik süreçlerden sorumludur.
  • Safra kanalları sistemi, bilirübin ve safra tuzları metabolizması.
  • Retikülo endotelial sistem.
  • Kan dolaşım sistemi: karaciğer kan akımının ¾ ü portal kaynaklı, ¼ ü ise hepatik arter kaynaklıdır.

Karaciğer fonksiyon testleri ile neye bakılır?

  • Hepatositler de zedelenme var mı, nekroz var mı?,
  • Karaciğer işlevi normal mi?,
  • Hastalık etiyolojisine yönelik bulgu var mı?
  • İntra- ekstra hepatik obstrüksiyon bulgusu var mı?
  • Karaciğer infiltratif hastalığını gösteren bulgu var mı?
  • Karaciğer ve diğer organ hastalıklarının hasar ve takibinde bu testler istenir.

Karaciğer fonksiyon testleri ile

  • Kolestatik hasar- parankimal hasar ayrımı yapılır,
  • Karaciğer hasrının derecesine bakılır,
  • Hastalığın seyri takip edilir,
  • Tedaviye yanıt değerlendirilir.

Karaciğerde hasar varlığını gösteren testler

  • Aktif karaciğer hasarı:
    • AST,
    • ALT,
    • GGT,
    • ALP,
    • BİLİRÜBİNLER,
    • LDH
  • KOLESTAZ
    • BİLİRÜBİNLER
    • GGT
    • ALP

Aminotransferazlar ( AST, ALT ) ( Transaminidazlar)

  • Amino asitler ile keto asitlerin birbirine dönüşümünü katalize ederler.
  • Genellikle hepatosellüler hasarı gösterirler,
  • Kolestazı göstermezler,
  • AST _ALT oranı ayırıcı tanıda önemlidir.
  • ALT karaciğer hasarını daha iyi gösterir, daha çok karaciğere özgüdür.
    • AST/ ALT=1 İSE
      • Hepatosellüler iskemi yi gösterir
        • Konjestif kalp yetmezliği,
        • İskemik nekroz,
        • Hepatit olabilir
      • AST/ ALT >2,5 İSE
        • Alkolik hepatit tablosudur,
        • Alkole bağlı Pridoksal Fosfat eksikliği nedeniyle ortaya çıkar.
      • AST/ ALT<1 İSE
        • ALT Hepatositlere daha özgü olduğundan pür hepatosit hasarını gösterir,
        • Parasetamol zehirlenmesi gibi hepatosellüler intoksikasyonda görülür,
        • Viral hepatitlerde,
        • İskemik nekrozlarda,
        • Toksik hepatitlerde görülür.

Kolestaz göstergeleri ( ALP,GGT)

  • ALP:
    • Özellikle kolestazda yükselir,
    • Malign karaciğer metastazlarında yükselir,
    • Kemik yıkımında,
    • İleri kemik metastazlarında yükselir.
  • GGT:
    • Alkole bağlı olarak yükselir,
    • Hepatosellüler hasarlarda da yükselir ancak spesifik değildir,
    • Ani yüksekliği safra yolları obstrüksiyonu gösterir

 Aspartate Aminotransferase (AST)

  • Aspartat ve alfa keto asitler arasındaki –NH2 amino kısımlarının katalizinde görev alır, hem sitoplazmada hem mitokondride bulunur.
  • Krebs siklüsünde enerji üretiminde görev alır,
  • Hücre içi enzimidir, hücre yıkıldıkça seruma karışır,
  • Hücresel nekrozun büyüklüğüne göre serum seviyesi artar,
  • Nekrozun akut faz göstergesidir.
  • Sırasıyla en çok
    • Karaciğer,
    • Kalp,
    • İskelet kası,
    • Böbrek,
    • Beyin,
    • Pankreas ve
    • Eritrositlerde yer alır.
  • AST Özellikle kardiyak, hepatik ve kas hasarların takibinde evrelemesinde kullanılır. AMI, pulmoner emboli ve kalp yetmezliğinde artar. En yüksek AST seviyesi karaciğer hasarında görülür.

AST seviyesi nin yorumu

  • AST Normal Serum seviyesinin > 20 x katından fazla ise
    • Ciddi kas hasarı
      • Travma, crush, ezilme vb.
    • Akut viral hepatit,
    • Toksik hepatit ( ilaç vb),
    • İskemik hepatit ( ciddi kongestif kalp yetmezliği vb),
  • AST Normal Serum seviyesinin 10-20 katı ise
    • Kardiyo Vasküler Sistem ( ciddi enfarktüs),
    • Enfeksiyon ( infeksiyöz mononükleozis),
    • Karaciğer ( alkolik siroz)
  • AST Normal Serum seviyesinin 5 – 10 katı ise
    • Karaciğer ( kronik hepatit),
    • İskelet kası:
      • Duchenne tipi müsküler distrofi,
      • Dermatomyozit,
      • Myozit olabilir,
    • AST Normal Serum seviyesinin 2-5 katı ise
      • Kan ( hemolitik anemi, hemoliz),
      • Karaciğer ( karaciğer yağlanması, karaciğer metastazı),
      • İlaca bağlı
        • Opiat,
        • Eritromisin,
        • Sulfonamidler,
        • Anti TBC ilaçlar,
        • Parasetamol,
        • Aspirin,
        • Vitamin A
      • Diğer
        • Pulmoner emboli,
        • Alkolik delirium tremens,
        • Akut Pankreatit,
        • IM enjeksiyon,
        • Ağır fiziksel egzersiz.

 Alanine Aminotransferase (ALT= SGPT serum glutamik prüvik transaminaz).

  • Alanin Aminotransferaz Krebs siklusunda reversibl amino gruplarının transferini katalize eder.
  • AST den farklı olarak diğer dokularda az karaciğerde bol bulunur ve karaciğer hepatosellüler hasarını daha spesifik olarak gösterir.
  • Akut hepatosellüler hasarda erken evrede kanda yüksek bulunur ve haftalarca yüksek kalır. Yarılanma ömrü 24 saat ( ALT 16 saat).

 ALT seviyesinin yorumu

  • ALT seviyesinin yüksekliği ile karaciğer nekrozu arasında direk bir bağlantı yoktur,
  • ALT seviyesinin yüksekliği prognostik değer taşımaz,
  • Çok Yüksek ALT seviyesi
    • Hepatosellüler hasar ( nekroz) göstergesidir.
    • AST /ALT <1 İSE
      • Viral hepatit,
      • Toksik hepatit,
      • İskemik hepatitler
        • Şok,
        • Hipotansiyon,
        • Kongestif kalp yetmezliği vb.
      • Yüksek ALT seviyesi
        • Enfeksiyonlar – infeksiyöz mononükleozis,
        • Karaciğer – kronik hepatit, intrahepatik kolestaz,
        • Kardiyak- KKY bağlı karaciğer kongesyonu,
        • Diğer- safra taşı geçişi
      • Orta hafif ALT yüksekliği:
        • AST yüksekliği daha bariz ise
          • AST/ALT >2,5 ise
            • Alkolik siroz,
            • Alkolik hepatit,
            • Aktif siroz,
          • ALT seviyesini arttıran ilaçlar
            • Parasetamol zehirlenmesi ( AST –ALT artar),
            • Fenotiazin gurubu ilaçlar, klorpromazin,
            • Barbitüratlar,
            • Tetrasiklin, İNH; nirtofurantoin,
            • Morfin, kodein ( biliyer sistem içindeki basıncı arttırır ALT, AST, ALP artar),

 Alkaline Phosphatase (ALP)

  • Alkali ortamda ( pH 9 ) fosfat esterlerinin hidrolizini katalizleyen enzim.
  • ALP Alkalen fosfataz aslında 60 izo enzim den oluşur ve hepsi birlikte ALP diye ölçülür.
  • Klinikte ALP karaciğer ve kemik hastalıklarının tanı ve takibinde kullanılır.
  • Hepatosellüler hasara artış 3 katı geçmez. Obstrüksiyon da geçer. Safra tıkanıklığında 3 – 10 kat artar.
  • Alt enzimlerin ayrımı için elektroforez gerekir, elektroforetik göç hızına göre en hızlı göçen karaciğer enzimidir, sonra kemik, sonra barsak en yavaş plasental ALP gelir. Ayrıca ısıya dayanıklılığa göre de ayrılırlar:
    • Serum 56 C de 10 dakika bekletilip tekrar ölçülür
      • Total aktivitenin %20 sinden fazlası kaldıysa KC alp,
      • Total aktivitenin %20 den azı kaldıysa kemik ALP,
      • Plasenta en dayanıklıdır nerdeyse tamamı kalır.
  • ALP kemik, lipid metabolizmasında ve metabolitlerin transportunda önemli görev alır,
  • ALP
    • Hepatositlerin safra kanaliküller membranında,
    • Kemikte, osteoblastlarda,
    • Plasentada,
    • İnce bağırsaklarda
    • Böbrekte,
    • Dalakta bulunur.
  • ALP yüksekliği temel olarak biliyer obstrüksiyon ve kolestaz gösterir, genellikle bilirübin den önce yükselir.

ALP artışının yorumu:

  • Karaciğer:
    • Genellikle kolsetaz ve biliyer obstrüksiyon göstergesidir,
    • Karaciğer kökenli tümörlerde,
    • Viral hepatitlerde,
    • İnfeksiyöz mononükleoz da yükselir,
  • Gebelik
    • Gebelikte ALP yüksekliği patolojik değildir, gebeliğin geç dönemlerinde plasental kaynaklı ALP yüksekliği görülür.
  • Kemik
    • Çocuklarda ve adolesans da ALP yüksekliği normaldir( kemik büyümesi nedeniyle),
    • Osteomalazi de
    • Kemik metastazlarında,
    • Paget hastalığında,
    • Riketsiyöz lerde ALP artar.
  • ALP yüksekliğinin en sık sebebi:
    • Biliyer obstrüksiyon,
    • Tümör,
    • Enfeksiyon
    • İleri kemik metastazı, pankreas kaynaklı ise ALT olmadan izole ALP artışı görülür.
    • Kongestif kalp yetmezliği ( genellikle AST – ALT artışı ile birliktedir),
    • Hodgkin
    • Enflamatuar barsak hastalıkları,
    • Diyabet,
    • Hiperparatiroidi.
  • ALP düşüklüğü sebepleri
    • Hipomagnezemi,
    • Hipopotasemi,
    • Protein eksikliği,

Gamma Glutamyl Transferase (GGT)

  • GGT amino asitlerin membaınlar arası transferinden sorumludur. Gama glutamil gurubunun gama glutamil peptit lerden aminoasitlere, küçük peptitlere transferini sağlar.
  • Karaciğer dışında renal tübüllerde, safra yollarında, pankreasta, lenfositlerde, beyinde ve testislerde bulunur. GGT klinikte karaciğer ve safra kanalı hastalıklarının tanı ve takibinde kullanılır.
  • GGT Hepatosellüler hasarı göstermede daha sensitif bir testtir ( AST –ALT den daha sensitif dir ancak spesifik değildir), hepatik kanaliküllerde ve safra kanalı epitel hücrelerinde bulunur.
  • Alkolün karaciğer üstündeki etkisini göstermede daha sensitif bir testtir.
  • Safra yolu epitelinde bol bulunur, tıkanmalarda çok yükselir.

GGT artışının yorumu:

  • Karaciğer:
    • Herhangi hepatosellüler hasar,
    • Alkol alımını takiben ( hepatosellüler hasar olmasına gerk olmadan GGT yükselir).
  • Diğer:
    • Pankreatit,
    • Beyin tm,
    • Renal hastalıklar,
    • Prostat hastalıkları,
    • Kalp hastalıkları ( Akut enfarktüs den 5-10 gün sonra GGT artar).

Ani GGT artışı

  • Hepatobilier obstrüksiyon, Obstrüktif sarılık,
  • Hepatit metastaz ( genellikle obstrüksiyon ile birlikte),

Lactate Dehydrogenase (LDH)

  • LDH anaerobik glikolizin son enzimidir ve prüvatın laktata dönüşmesini sağlar. Laktat dehidrojenaz Laktik asitin Prüvik aside çevrimini ( reversibl) katalize eder. Bu Eembden Meyerhoff yolunun son basamağıdır, bu yolla Krebs siklusune bağlanır ve enerji üretimine katılır.
  • LDH karaciğer hastalıklarında tek başına tanısal değer taşımaz.
  • LDH ın 5 izo enzimi vardır ve birçok dokuda bulunur.
  • LDH1 veLDH2 kalp, böbrek, eritrositlerde var.
  • LDH3 akciğer dokusunda,
  • LDH 4 ve LDH 5 karaciğer ve kas dokusunda vardır.
  • LDH seviyesi karaciğer, kalp, akciğer ve hematolojik hasarların takibinde önemli bir parametredir.
  • Akut viral hepatit İskemik hepatit ayrımında değerlidir.
  • Akut viral hepatit de ALT/LDH >1.5 iken iskemik hepatit ve parasetamol zehirlenmesine bağlı hepatitte ALT/ LDH <1,5 dir.
  • Uzamış LDH ve ALP artışı malinite göstergesidir.

LDH artışının yorumu:

  • Kardiyo Vasküler Sistem ( LDH 1 ve LDH 2)
    • Akut miyokart enfarktüsü,
    • Kongestif kalp yetmezliği, Hepatik kongesyon,
    • Romatoid kardit,
    • Miyokardit,
    • Şok.
  • Respiratuvar ( LDH 3)
    • Pulmoner emboli
    • Pulmoner enfakt,
  • Hematolojik ( LDH 1 –LDH 2)
    • Pernisiyöz anemi,
    • Hemolitik anemi,
    • Orak hücre krizi,
  • Hepatobilier sitem:
    • Hepatit,
    • Aktif siroz,
    • Hepatik kongesyon.

Karaciğer in fonksiyonel kapasitesine nasıl bakılır?

  • Karbonhidrat metabolizması
    • Diğer organlardada sentezlendiğinden karaciğere özgü değil ancak normal iken hızla bozulma ciddi karaciğer hasarını gösterir.
      • Glikoz tolerans testi,
      • Galaktoz tolerans testi,
    • Lipid metabolziması
      • Total kolesterol,
      • HDL,
      • Triglierid,
    • Protein metabolizması,
      • Albümin (sadece hepatositlerde ssentezlenir),
      • Hızlı kullanılan proteinler
        • Albümin yarı ömrü 19-21 gün ( 3 hafta) olduğu için karaciğer hasarını göstermede yetersiz.
        • Daha kısa ömürlü proteinler fonksiyonel kapasiteyi daha iyi gösterir:
          • Prealbümin,
          • Alfa 1 asit glikoprotein,
          • Transferrin,
          • Alfa 1 antitripsin,
          • Akut faz reaktanları,
          • Serüloplazmin vb.
        • Koagülasyon faktörelri ( faktörlerin yarı ömrü kısa bu yüzden karaciğer fonksiyonu aksadığında ilk bozulan testeler pıhtılaşma testelri ör FVII 6 saatte etkilenir.
          • FVIII hariç hepsi KC de sentezlenir,
          • INR, PT, APTT, ( FII, FVII, FX Kvit bağımlı olanlar),
          • Fibrinojen

Bilirübin

  • Hemoglobin metabolizmasının son ürünü,
  • Sarı lipofilik indirek= ankonjuge Bilirübin, direk= konjuge Bilirübin.
  • Membranlardan geçer dokularda birikebilşir beyinde birikirse kernikterus olur beyne zarar verir.
  • Vücuttan karaciğer ve safra yoluyla uzaklaştırılır.
  • Serumda 1-2 mg/dl ise subicter, 2-2,5 mg/dl ise ikter.
  • Sarılıklar
    • Unkonjuge hiperbilirübinemi ( indirek hiperbilirübinemi) ,
      • Yapım artışı,
      • Uptake azalması,
      • Bozuk konjugasyon,
    • Konjuge hiperbilirübinemi ( direk hiperbilirübinemi),
      • Genetik atılım bozukluğu,
      • Hepatobilier bozukluklar
        • İntrahepatik kolestaz,
        • Hepatosellüler
        • Ekstrahepatik

 

BİLİRÜBİN PRE HEPATİK HEPATOSELLÜLER POST HEPATİK
TOTAL N / YÜKSEK YÜKSEK YÜKSEK
UNKONJUGE N / YÜKSEK YÜKSEK N
KONJUGE N YÜKSEK YÜKSEK
İDRAR ÜROBİLİNOJENİ N YÜKSEK YÜKSEK
İDRAR BİLİRÜBİNİ N YÜKSEK YÜKSEK

 

  ALT AST GGT ALP
VİRAL HEPATİT +++ +++ ++ N/+
İLACA BAĞLI HEPATİT ++ ++ ++ N / +
KRONİK AKTİF HEPATİT ++ ++ ++ ++
İNFEKSİYÖZ MONO ++ ++ ++ N
PRİMER BİLİER SİROZ ++ ++ +++ ++
ALKOLİK SİROZ N ++ +++ N / +
İNTRAHEPATİK KOLESTAZ ++ ++ +++ ++
EKSTRAHEPATİK KOLESTAZ ++ ++ +++ +++
HEPATOM N / + ++ ++ ++

 




ALFA FETO PROTEİN

AFP; Alfa feto protein;

Karaciğerde ve anne karnındaki bebeğin plasentasına yapılan bir proteindir. Doğumdan sonra miktarı düşer.
Bkz: 4 lü test.
Kandaki miktarı ölçülür.

AFP testi ne için yapılır?

  • Anne karnındaki bebeğin gelişimini incelemek amacıyla,
  • Bazı karaciğer hastalıklarının teşhisi amacıyla,
  • Bazı kanser türlerinin tespiti ve takibi amacıyla yapılır.

Gebelik sırasında AFP amniyosentez ile birlikte değerlendirilerek bebekte spina bifida , spinal ve nöral tüp defektleri gibi doğumsal anormalliklerin varlığı araştırılır.

Alfa feto protein için normal değer:

Erişkin: < 40 mcg/L dir.

Alfa feto protein arttıran sebepler nelerdir?

  • Kanserler
    • Testis,
    • Over,
    • Safra kesesi, safra yolu kanserleri,
    • Mide,
  • Pankreas kanseri.
  • Karaciğer sirozu,
  • Karaciğer kanseri,
  • Malign teratoma,
  • Hepatit.

Hamilelikte AFP yüksekliği ( 4 lü test ile birlikte ) sebepleri nelerdir?

  • Doğum defektleri:
    • Anansefali ( beyin gelişim bozukluğu),
    • Duodenal atrezi ( barsak gelişim bozukluğu),
    • Gastroşizi,
    • Omfalosel,
    • Spina bifida,
    • Fallot tetralojisi ( kalp gelişim bozukluğu),
  • Turmer sendromu ( kromozom anormalliği ).
  • Genetik anormallikler ( Down sendromu),
  • Son Adet Tarihi ve doğum tarihi uyuşmazlığı,
  • Rahim içi bebek ölümü,
  • İkiz, üçüz .. gebeliklere bağlı olabilir.

Referanslar:
1. Simpson JL, Otaño L. Prenatal genetic diagnosis. In: Gabbe SG, Niebyl JR, Simpson JL, eds. Obstetrics – Normal and Problem Pregnancies. 5th ed. Philadelphia, Pa: Elsevier Churchill Livingstone; 2007:chap 7.
2. Lee P, Pincus MR, McPherson RA. Diagnosis and management of cancer using serologic tumor markers. In: McPherson RA, Pincus MR, eds. Henry’s Clinical Diagnosis and Management by Laboratory Methods. 21st ed. Philadelphia, Pa: Saunders Elsevier; 2006:chap 74.
3. Cunningham FG, Leveno KJ, Bloom SL, et al. Prenatal diagnosis and fetal therapy. In: Cunnigham FG, Leveno KL, Bloom SL, et al, eds. Williams Obstetrics. 23rd ed. New York, NY: McGraw-Hill; 2010:chap 13.