KOLERA
Kolera:
Kolera, gram-negatif, virgüle benzeyen bir bakteri olan Vibrio cholerae‘nin toksijenik suşlarının neden olduğu akut sekretuar gastroenterittir. 2 saat ila 5 gün arsında kuluçka süresi vardır. Şiddetli, akut, bol miktarda, sulu ishal ile karakterizedir ve hızla dehidrasyona, genel durum bozulmasına yol açar. Derhal tedavi edilmezse yüksek ölüm oranlarıyla ilişkilidir.
Giriş
Kolera, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde, hijyenik koşulların yetersiz olduğu ve doğal afetler veya insani krizlerden etkilenen bölgelerde ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Hastalık hızla ilerleyebilir ve uygun tedavi uygulanmadığında ölümcül olabilir. Ancak hızlı rehidrasyon ve antibiyotik tedavisi ile vaka ölüm oranı %50’nin üzerinde iken %1’in altına düşürülebilir.
Etiyoloji
Kolera’ya, tek bir polar kamçıya sahip, oldukça hareketli bir bakteri olan Vibrio cholerae neden olur. Vibrio cholerae türleri, patojenik ve non-patojenik suşları içeren, serolojik olarak O antijenlerine göre sınıflandırılan serbest yaşayan organizmalardır. 200’den fazla V. cholerae serogrubu tanımlanmış olmasına rağmen, yalnızca toksijenik serogrup O1 ve O139 kolera salgınlarına neden olur. Non-O1 ve non-O139 suşları daha küçük salgınlara veya izole diyare vakalarına neden olabilir. V. cholerae tuz a dayanıklıdır ve doğal olarak insan veya hayvan atıklarıyla kirlenmiş deniz ve acı sularda bulunur, bu da bazen kabuklu deniz ürünleri yoluyla enfeksiyonlara yol açabilir.
Bulaşma: Kolera’nın bulaşması fekal-oral yolla, kontamine su veya yiyecekler aracılığıyla gerçekleşir. Fomitler (cansız nesneler) ve enfekte bireylerle doğrudan temas da bulaşmada rol oynar. Özellikle doğal afetler, savaşlar ve kıtlıklardan etkilenen savunmasız topluluklarda bu bulaşma şekli daha belirgindir. Yeni çıkarılmış dışkı, ortama salındıktan sonra ilk 24 saat boyunca aşırı derecede bulaşıcıdır.
Epidemiyoloji
Kolera vakaları, uygun sürveyans ve kaynak eksikliği gibi birçok nedenle genellikle eksik bildirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), her yıl dünya genelinde 1.4 ila 4.0 milyon vaka ve 21.000 ila 143.000 ölüm olduğunu tahmin etmektedir. Tarihsel olarak Asya alt kıtasında endemik olan kolera, günümüzde Latin ve Orta Amerika ile Sahra Altı Afrika’da da endemik hale gelmiştir. Son iki yüzyılda V. cholerae yedi pandemiye neden olmuştur. Halen devam eden yedinci pandemi ilk olarak 1961’de Endonezya’nın Sulawesi adasında, 1971’de Afrika’da ve 1991’de Amerika’da bildirilmiştir. V. cholerae sürekli evrim geçirmekte olup, yeni genotipler ve fenotipler muhtemelen antibiyotik baskısı nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Filogenetik analizler, yedinci pandeminin (7PET) tek bir bakteri soyunun yayılmasından kaynaklandığını ve bu pandemide Bengal Körfezi’nin V. cholerae‘nin orijinal kaynağı olduğunu göstermiştir.
Patojenez ve Fizyopatoloji
- cholerae gram-negatif, aerobik veya fakültatif anaerobik, virgüle benzer bir basildir. Organizma, ince bağırsağa ulaşmak için mideyi geçmeli ve düşük gastrik pH’ta hayatta kalmalıdır. Mide asidine dirençli olmadığı için, mide asidinde hayatta kalabilmek için büyük bir inokülüm boyutuna (10^8) ihtiyaç duyar. Mide asidini düşüren ilaçlar bulaşmayı kolaylaştırır. Mideyi geçtikten sonra ince bağırsağa girer, epitel hücrelerine yapışır, çoğalır ve kolera toksinini (CT) salgılar. Bu kolera toksini, adenilat siklazı aktive ederek siklik adenozin monofosfat (cAMP) seviyesini artırır. Artan cAMP, mikro villilerden sodyum ve klorür emilimini engeller ve kript hücrelerinden klorür ve su salgısını artırarak bol, izotonik, sulu diyareye neden olur. Toksin epitel hücrelerine girdiğinde, elektrolit kanallarını değiştirerek klorür, bikarbonat, sodyum ve potasyum açısından zengin endolüminal sıvı kaybına yol açar.
İnokülüm boyutunun yanı sıra, kan grubu O olan bireylerin diğer kan gruplarına kıyasla daha şiddetli kolera geliştirme olasılığı daha yüksektir.
Klinik Bulgular (Öykü ve Fizik Muayene)
Kolera tipik olarak ağrısız, bol ishal ve kusma ile karakterizedir, genellikle ateş eşlik etmez. Şiddetli vakalar, önemli sıvı ve elektrolit kaybına bağlı olarak hipovolemik şokla ortaya çıkabilir. Başlangıçtaki ishalde fekal materyal bulunabilse de, klasik kolera ishali “pirinç suyu dışkısı” olarak tanımlanan sulu, kötü kokulu ( balık kokulu ) mukuslu dışkılardan oluşur. Sıvı kaybı oranı ve dışkıdaki yüksek sodyum konsantrasyonu, kolerayı diğer ishal hastalıklarından ayırır.
Şiddetli vakalarda (kolera gravis), ilk semptomlardan itibaren saatler içinde hipotansif şok gelişebilir. Tedavi derhal başlatılmazsa, ölüm meydana gelebilir; ölüm oranları %70’e kadar bildirilmektedir.
Kolera sikka, sıvıların bağırsak lümeninde birikerek dolaşımın hızla kollabe olması ve herhangi bir ishal semptomu ortaya çıkmadan ölüme yol açtığı hastalığın bir varyantıdır.
Hipovolemik şoklu hastalardaki klinik bulgular şunları içerebilir:
- Azalmış idrar çıkışı (oligüri)
- Soğuk, nemli cilt
- Azalmış cilt turgoru
- Çökük gözler (bebeklerde çökük fontaneller)
- Kussmaul solunumu (asidoz nedeniyle)
- Taşikardi ve hipotansiyon
- Elektrolit dengesizlikleri kas kramplarına ve zayıflığa neden olabilir.
Vücut ağırlığının %10’undan fazla sıvı kaybı oligüri, filiform nabız, çökük gözler, kırışık “çamaşırcı ” eli cildi, hipersomnolans ve koma gibi belirtilere yol açabilir. Sıvı kaybı koleranın temel patofizyolojik mekanizmalarından biridir ve hastalığın şiddetini ve sonuçlarını belirleyen kritik bir faktördür.
- Hız ve Miktar: Kolera hastalarında ortalama saatte 20 mL/kg sıvı kaybı görülebilir. Günde 20 -30 litreyi bulabilen bu hızlı kayıp, dehidrasyonun hızla ilerlemesine hipovolemik şok ve ölüme yol açar.
- Sıvı Kaybı Yüzdesine Göre Klinik Belirtiler: Klinik belirtiler, vücut ağırlığının yüzde kaçının sıvı olarak kaybedildiğine bağlıdır:
- %3 ila %5 vücut ağırlığı kaybı: Aşırı susuzluk.
- %5 ila %8 vücut ağırlığı kaybı: Postural hipotansiyon, halsizlik, taşikardi, yorgunluk, kuru mukozalar veya kuru ağız.
- >%10 vücut ağırlığı kaybı: Oligüri (idrar çıkışında azalma), zayıf, ipliksi veya nabız yokluğu, gözlerde çökme (bebeklerde bıngıldaklarda çökme), kırışık “çamaşırcı derisi” görünümü ve aşırı uykululuk ve koma.
Tanı
- cholerae enfeksiyonu esas olarak salgın durumunda klinik olarak teşhis edilir. Kolera’nın fizyopatolojisi ve klorür salgısı ile sodyum klorür emiliminin inhibisyonu üzerindeki etkileri göz önüne alındığında, laboratuvar sonuçları genellikle hipokalemi, hipokalsemi, metabolik asidoz ve izonatremik dehidrasyonu ortaya koyar. Çocuklarda, şiddetli hipoglisemi ile birlikte mental durum değişikliği, nöbetler ve koma görülebilir.
Doğrulayıcı V. cholerae tanısı, dışkı kültürlerinde bakterinin izolasyonunu, polimeraz zincir reaksiyonunu (PCR) ve hızlı testleri içerir. Ancak, hastalığın morbidite ve mortalitesi göz önüne alındığında, tedavi asla tanı testleri için geciktirilmemelidir, çünkü klinik tanı genellikle yeterlidir. Dışkı kültürü, V. cholerae‘yi tespit etmek için altın standart olmaya devam etmektedir.
Hızlı tanı testleri, saha koşullarında kullanım kolaylığı, düşük maliyetleri ve hızlı sonuç verme süreleri nedeniyle dışkı kültürüne kıyasla daha fazla ilgi görmüştür. Bu testler, salgın ve önleyici sürveyansın kurulmasında ve yürütülmesinde önemli olabilir.
Tedavi
Oral Rehidrasyon Tedavisi (ORT): Akut kolera enfeksiyonu için tedavinin ana dayanağıdır ve kolera ile diğer tüm dehidrasyonlu ishal hastalıklarında hasta sonuçlarını küresel olarak önemli ölçüde iyileştirmiştir. Sıvı replasman gereksinimi, hipovolemi seviyesine göre belirlenir ve fizik muayene bulgularıyla ilişkilendirilir (ağız kuruluğu, mukozalar, gözlerde batma, cilt kıvrımı, nabız ve mental durum). Kolera da her sviyede dehidrtasyon görülebilir, bazı hastalarda çok hafif olurken bazı hastalarda saatler içinde hipovolemik şok gelişebilir. Kolera hastalarında ortalama 20 mL/kg/saat sıvı kaybı olduğu göz önüne alındığında, rehidrasyona derhal başlanmalıdır.
- Şiddetli dehidrasyonu olan hastalar tipik olarak hipovolemik şoktadır ve ilk 24 saat içinde 350 mL/kg’a kadar acil intravenöz (IV) rehidrasyona ihtiyaç duyarlar, toplam sıvı açığı ilk 3 ila 4 saat içinde yerine konur. Hasta içmeye başladığında oral rehidrasyon başlar.
- WHO, 2002’den beri düşük ozmolaliteli ORS’yi önermektedir, bu da dışkı sıvı ve elektrolit kaybını azaltır. Tuz, su ve glikoz içeren tüm çözeltilerin, bağırsak duvarındaki sodyum-glikoz bağımlı taşıyıcı aracılığıyla sodyum emilimini artırdığı ve yaşam kurtarıcı olabileceği gösterilmiştir.
- Kusması olan hastalar için ORS genellikle yeterli değildir ve dehidrasyonun ilerlemesini önlemek için IV rehidrasyon başlatılmalıdır. Kolera hastalarını tedavi ederken yapılan en yaygın hata, doğru sıvı gereksinimini hafife almak ve hastaların devam eden sıvı kayıplarını yeniden değerlendirmemektir.
Antibiyotikler: Kolera tedavisinde yardımcı tedavidir ve genellikle başlangıçtaki hacim açığı düzeltildikten ve kusma durduktan sonra uygulanır. Antibiyotikler, klinik ve mikrobiyolojik sonuçlarda önemli iyileşme sağlar:
- Ortalama ishal süresini 5 günden 1-2 güne kısaltır.
- Toplam dışkı hacmini %50 azaltır.
- Gerekli rehidrasyon sıvısı miktarını %40 azaltır.
- Aşırı bulaşıcı bakterilerin atılımını 3 gün azaltır.
- Tetrasiklinler, çoğu suşun duyarlı olduğu tercih edilen ilaçtır.
- Azitromisin de bir alternatiftir, ancak son zamanlarda direnç raporları ortaya çıkmıştır.
Destek Takviyeler:
- Kolera teşhisi konulan bebekler, emzirme devam ederken ORS ile tedavi edilmeli ve çinko takviyesi de önerilir.
- A vitamini takviyesinin 6 ay ile 5 yaş arası çocuklarda morbidite ve mortaliteyi azalttığı gösterilmiştir. Antiemetikler (kusmayı önleyici) ve antimotilite ajanlarının (ishal durdurucu) faydası olmadığı ve ORS tedavisini engelleyebileceği görülmüştür.
Ayırıcı Tanı
- cholerae enfeksiyonunun klinik sunumu, diğer patojenlerle olan enfeksiyonlardan ayırt edilemeyebilir. Kolera klinik olarak, komplikasyonsuz diyare den, saatler içinde hipovolemik şoka neden olabilecek denli şiddetli olabilir. Kolera’nın hızla teşhis ve tedavi edilmesi gerektiğinden, yeni bir hasta değerlendirilirken ayırıcı tanıda her zaman yer almalıdır.
Akut sulu ishale neden olabilecek diğer enfeksiyöz nedenler şunları içerir:
- Enterotoksijenik E. coli (ETEC)
- Campylobacter spp.
- Nontifoidal Salmonella enterica
- Aeromonas spp.
- Norovirüs, Adenovirüs ve Rotavirüs
Önlem ve Hasta Eğitimi
Kolera, kontamine yiyecek veya suyun yutulmasıyla bulaşan enfeksiyöz bir hastalıktır. Endemik bölgelerde yaşayan hastalar ve bu bölgelere seyahat edenler el hijyeninin önemini anlamalıdır. Ayrıca, su tüketmeden veya yiyecekleri durulamak için kullanmadan önce kaynatmak zorunludur. Endemik bölgelerde oral kolera aşıları da kullanılabilir. Kolera’dan kaynaklanan morbidite ve mortaliteyi azaltmanın anahtarı, bulaşma riskleri hakkında hasta eğitimi, çevresel yaşam koşullarının iyileştirilmesi, iyi hijyen ve WHO tarafından belirtilen tüm önleme tekniklerinin uygulanmasıdır. Su, Sanitasyon ve Hijyen (WASH) uygulamaları, V. cholerae bulaşmasını önlemede kritik öneme sahiptir. Kolera enfeksiyon oranları ve salgınları, bölgenin sosyoekonomik özellikleriyle yakından ilişkilendirilmiştir.
Prognoz ve Komplikasyonlar
Etkili oral rehidrasyon tedavisi uygulamaya konulmadan önce, şiddetli kolerada ölüm oranları %50’nin üzerindeydi. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa için ortalama vaka ölüm oranları, WHO’nun önerdiği yüzde olan %1 olarak tahmin edilmektedir. Afrika’da ise ölüm oranlarında 1970’ten bu yana belirgin bir düşüş gözlenmiştir, ancak 2021’de %1.9-2.9 ve 2023’te %1.8 ile hala %1 hedef seviyesini aşmaktadır. V. cholerae‘nin en yaygın ve yaşamı tehdit eden komplikasyonu, saatler içinde şiddetli ve hızlı dehidrasyon olup, hipovolemik şok ve metabolik asidoza yol açabilir, bu da potansiyel olarak ölümcüldür. Ancak, uygun ve hızlı tedavi ile uzun süreli sekelsiz iyileşme mümkündür.
Özet:
- Kolera, virgül şeklinde, gram-negatif Vibrio cholerae bakterisinin toksininin neden olduğu akut barsak hastalığıdır ve küresel pandemi potansiyeliyle bilinir. Bu bakteri, dünya genelinde yaygın olarak görülen ve şiddetli ishal salgınlarına yol açabilen bir patojendir.
- Kolera, su, sanitasyon ve hijyen altyapısı eksikliği olan yoksul ve gelişmekte olan ülkeleri etkiler. Tarihsel olarak 7 büyük pandemiye neden olmuştur. Şu anda, özellikle Sahra Altı Afrika ve Orta Doğu’da şiddetli seyreden kolera, 69 ülkede endemiktir. Bu, hastalığın sosyoekonomik koşullarla ne kadar yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.
- Enfeksiyon, Vibrio cholerae ile kontamine olmuş yiyecek veya suyun yutulmasıyla başlar. Bakteri daha sonra ince bağırsağı kolonize eder ve elektrolit kanallarında değişikliklere yol açan toksinler üretir. Bu durum, klinik olarak “pirinç suyu”na benzeyen, masif sıvı ve elektrolit kaybıyla karakterize sulu ishale neden olur.
- Klinik tablo, ağrısız, şiddetli, dehidrasyona yol açan sulu ishalden oluşur. Genellikle “pirinç suyu dışkısı” olarak tanımlanan bu dışkı, birkaç saat içinde hızla hipovolemik şoka yol açabilir, günlük sıvı kaybı 20- 30 litreyi bulabilir. Bu nedenle, akut, sulu ishali olan hastaların yönetiminde kolera herzaman akılda olmalıdır.
- Tanı genellikle klinik olarak konulur, ancak dışkı kültürlerinde bakterinin izole edilmesi altın standart olarak kabul edilir. Ancak, dışkı kültürleri saha kullanımı için pratik olmadığından, dipstick gibi hızlı tanı testleri salgın gözetimi ve kontrolü için tercih edilmektedir. Tedavinin aciliyeti göz önüne alındığında, tanı testleri için gecikme yaşanmamalı, klinik tanı yeterli görüldüğünde tedaviye başlanmalıdır.
- Oral Rehidrasyon Tedavisi (ORT), kolera tedavisinin temelini oluşturur. Bu tedavi, başlangıçtaki sıvı eksikliği düzeyine ve devam eden sıvı kayıplarına bağlı olarak agresif sıvı takviyesini içerir.
- Kolera hastalarına, ilk 4 ila 6 saat içinde başlangıçtaki sıvı açığının yerine konulması ve ilk 24 saat içinde 350 mL/kg’a kadar sıvı verilmesi gerekmektedir. Devam eden sıvı kayıplarının yakından izlenmesi, ölümleri önlemek için esastır.
- Şiddetli vakalarda ve aktif olarak kusan hastalarda intravenöz hidrasyona ihtiyaç duyulsa da, ağızdan alabilen her vakada izotonik oral sıvılar tedaviye eklenmelidir.
- Antibiyotikler ve besin takviyeleri gibi diğer tedavi yöntemlerinin semptom süresini ve şiddetini azaltmada faydalı olduğu kanıtlanmıştır. Tetrasiklinler ve makrolidler sırasıyla birinci ve ikinci basamak tedavi olarak kabul edilir.
- Yeterli su, sanitasyon ve hijyen altyapısı temel önleyici tedbirler olsa da, oral kolera aşıları, yüksek riskli endemik bölgelerde salgın kontrolü için etkili, nispeten ucuz ve güvenli bir yöntemdir. Bu aşılar, hastalığın önlenmesinde ve yönetilmesinde önemli bir bileşendir.
Sorular:
1. Kolera hastalığına neden olan bakteri hangi morfolojik özelliğe sahiptir?
A) Çubuk şeklinde B) Yuvarlak şeklinde C) Spiral şeklinde D) Virgüle benzeyen
2. Kolera’nın temel bulaşma yolu nedir?
A) Hava yoluyla damlacıklar B) Cinsel temas C) Kontamine su veya gıda D) Vektörler (sivrisinekler)
3. Kolera enfeksiyonunun klinik olarak en belirgin özelliği nedir?
A) Yüksek ateş ve öksürük B) Şiddetli, sulu ishal ve kusma C) Deri döküntüleri D) Eklem ağrısı
4. Kolera tedavisinin temel taşı nedir?
A) Antiemetikler B) Ağrı kesiciler C) Oral Rehidrasyon Tedavisi (ORT) D) Bağışıklık baskılayıcılar
5. Tedavi edilmediği takdirde koleranın vaka ölüm oranı yüzde kaçı aşabilir?
A) %10 B) %25 C) %50 D) %5
6. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yıllık kaç kolera vakası tahmin etmektedir?
A) 100.000 – 500.000 B) 1.4 milyon – 4.0 milyon C) 5 milyon – 10 milyon D) 50.000 – 100.000
7. Vibrio cholerae’nin hangi serogrupları kolera salgınlarına neden olur?
A) O2 ve O3 B) O1 ve O139 C) O5 ve O10 D) O100 ve O200
8. Kolera toksini, bağırsak epitel hücrelerinde hangi molekülün artışına neden olur?
A) ATP B) cAMP C) DNA D) Protein
9. Kolera’da görülen “pirinç suyu dışkısı”nın temel bileşeni nedir?
A) Kan B) Safra C) Sulu, kötü kokulu mukus D) Sindirilmemiş gıda parçacıkları
10. Koleranın en yaygın ve yaşamı tehdit eden komplikasyonu nedir?
A) Karaciğer yetmezliği B) Böbrek yetmezliği C) Şiddetli dehidrasyon ve hipovolemik şok D) Solunum güçlüğü
11. Vibrio cholerae doğal olarak hangi ortamlarda bulunur?
A) Çöl kumları B) Soğuk dağ suları C) Su kıyı habitatları ve acı sular D) Orman toprakları
12. Kolera’da dışkı kültürü ne için kullanılır?
A) Tedaviyi belirlemek için hızla B) Bakterinin izolasyonu ve kesin tanı için altın standart C) Sadece araştırma amaçlı D) Hastalığın ciddiyetini belirlemek için
13. Oral rehidrasyon solüsyonu (ORS) neyi artırarak sodyum emilimini sağlar?
A) Sodyum-potasyum pompası B) Sodyum-glikoz bağımlı taşıyıcı C) Klorür kanalları D) Su kanalları
14. Kolera tedavisinde antimikrobiyallerin (antibiyotiklerin) başlıca faydası nedir?
A) Ateşi düşürmek B) İshal süresini kısaltmak ve dışkı hacmini azaltmak C) Kusmayı durdurmak D) Hastalığın yayılmasını engellemek
15. Kolera tedavisinde ilk tercih edilen antibiyotik grubu hangisidir?
A) Penisilinler B) Sefalosporinler C) Tetrasiklinler D) Florokinolonlar
16. Hangi kan grubu, koleraya karşı daha şiddetli bir hastalık geliştirme eğilimindedir?
A) A grubu B) B grubu C) AB grubu D) O grubu
17. WHO’nun düşük ozmolaliteli ORS’yi ne zaman önermiştir?
A) 1980’ler B) 1990’lar C) 2002 D) 2010’lar
18. Hangi vitamin takviyesi 6 ay ile 5 yaş arası çocuklarda koleradan kaynaklanan morbidite ve mortaliteyi azaltır?
A) D vitamini B) C vitamini C) B12 vitamini D) A vitamini
19. Vibrio cholerae enfeksiyonu risk faktörleri arasında hangisi yer almaz?
A) Yoksulluk B) Yetersiz sanitasyon C) Kontamine su ve gıda D) Aşılanma
20. Koleranın yedinci pandemisi ne zaman başlamıştır?
A) 1800’ler B) 1920’ler C) 1961 D) 2000’ler
21. WHO’nun Küresel Kolera Kontrol Görev Gücü’nün (GTFCC) 2030 yılına kadar ana hedeflerinden biri nedir?
A) Kolerayı tamamen ortadan kaldırmak B) Kolerayı küresel olarak %90 azaltmak ve en az 20 ülkede eradike etmek C) Sadece yeni aşılar geliştirmek D) Kolera için yeni teşhis yöntemleri bulmak
22. Kolera tedavisinde hangileri önerilmez?
A) ORS B) Antibiyotikler C) Antiemetikler ve antimotilite ajanları D) Çinko takviyesi
23. Yeni çıkan dışkı, ortama salındıktan sonra ne kadar süreyle aşırı derecede bulaşıcı kalır?
A) 1 saat B) 6 saat C) 12 saat D) 24 saat
24. Kolera hastalarında ortalama sıvı kaybı saatte ne kadardır?
A) 5 mL/kg/saat B) 10 mL/kg/saat C) 20 mL/kg/saat D) 50 mL/kg/saat
25. Kolera etkeni olan bakteri, ince bağırsağa ulaşmak için mideden geçerken hayatta kalmak için neye ihtiyaç duyar?
A) Yüksek mide asidine B) Düşük mide asidine C) Büyük inokülüm boyutuna D) Küçük inokülüm boyutuna
26. Kolerada görülen dehidrasyonun belirtilerinden biri olmayan hangisidir?
A) Azalmış idrar çıkışı B) Çökük gözler C) Aşırı kilo alımı D) Kırışık cilt
27. Koleranın “altın standart” tanı yöntemi nedir?
A) Kan testi B) Radyografi C) Dışkı kültürü D) İdrar testi
28. Kolera, genellikle hangi tür ülkelerde endemiktir?
A) Yüksek gelirli ve gelişmiş ülkeler B) Düşük ve orta gelirli ülkeler C) Soğuk iklim ülkeleri D) Ada ülkeleri dışında tüm ülkeler
29. Koleranın patofizyolojisinde, kolera toksini hangi organı kolonize ederek hastalığa neden olur?
A) Kalın bağırsak B) Mide C) İnce bağırsak D) Karaciğer
30. Kolera’nın 6 pandemisi muhtemelen hangi biotip tarafından neden olunmuştur?
A) El Tor B) Klasik C) Bengal D) Inaba
31. Yedinci pandemiyi başlatan O1 El Tor biyotipi ilk olarak hangi adada bildirilmiştir?
A) Sumatra B) Borneo C) Sulawesi D) Java
32. Vibrio cholerae’nin sürekli evrim geçirmesinin olası nedenlerinden biri nedir?
A) İklim değişikliği B) Antibiyotik baskısı C) Nüfus artışı D) Küresel ısınma
33. Kolerada şiddetli dehidrasyonu olan hastalara ilk 24 saatte ne kadar IV sıvı verilebilir?
A) 50 mL/kg B) 100 mL/kg C) 200 mL/kg D) 350 mL/kg’a kadar
34. Kolera’nın bulaşmasını önlemede kritik öneme sahip uygulamalar nelerdir?
A) Sadece ilaç kullanımı B) Su, sanitasyon ve hijyen (WASH) uygulamaları C) Yalnızca aşılamalar D) Toplumsal izolasyon
35. Oral kolera aşılarının yaygın kullanımını engelleyen ana zorluklardan biri değildir?
A) Düzenleyici engeller B) Soğuk zincir lojistiği C) Çok yüksek maliyet D) Aşı kapsayıcılığı/kabulü
36. Kolera toksininin A1 alt birimi neyi aktive eder?
A) Guanilat siklazı B) Protein kinazı C) Adenilat siklazı D) Fosfodiesterazı
37. Kolera’da elektrolit dengesizliklerinin neden olabileceği klinik belirti nedir?
A) Döküntü B) Kas krampları ve zayıflık C) Baş ağrısı D) Kulak çınlaması
38. 1992’de Hindistan alt kıtasında ortaya çıkan ve salgınlara neden olan V. cholerae serotipi hangisidir?
A) O1 Inaba B) O1 Ogawa C) O139 Bengal D) O1 El Tor
39. Kolera’da hipotansif şok ne kadar sürede gelişebilir?
A) Günler içinde B) Haftalar içinde C) Saatler içinde D) Aylar içinde
40. Çocuklarda kolerada şiddetli hipoglisemi ile birlikte hangi durumlar ortaya çıkabilir?
A) Karaciğer büyümesi B) Altered mental status, nöbetler ve koma C) Saç dökülmesi D) Eklem iltihabı
41. Kolera tanısında “hızlı tanı testleri” (dipstick testleri) ne için daha çok tercih edilir?
A) Nokta bakımı (point-of-care) testleri olarak B) Sadece acil servislerde C) Salgın sürveyansı ve kontrolü için D) Evde kullanım için
42. Kolera tedavisinde yapılan en yaygın hata nedir?
A) Antibiyotik kullanmamak B) Hastanın sıvı gereksinimini hafife almak ve sıvı kayıplarını yeniden değerlendirmemek C) Aşırı sıvı vermek D) ORS kullanmamak
43. Koleranın yayılmasında hangi sosyoekonomik faktörler önemli rol oynar?
A) Yüksek eğitim seviyesi B) Bölgenin sosyoekonomik özellikleri C) Düşük işsizlik oranları D) Yüksek gelir düzeyleri
44. Koleranın ilk 6 pandemisinin orijinal kaynağı olarak hangi bölge belirtilmiştir?
A) Afrika B) Avrupa C) Bengal Körfezi D) Kuzey Amerika
45. Kolera etkeni olan V. cholerae’nin genetiği diğer bakterilerden hangi özelliğiyle ayrılır?
A) Tek bir kromozomu vardır B) İki farklı kromozomu vardır C) Plazmid içermez D) Sadece RNA genomuna sahiptir
46. Kolera ile ilgili olarak WHO’nun GTFCC tarafından önerilen 3 ayaklı yaklaşımın bir parçası olmayan hangisidir?
A) Kolera vakalarının erken tespiti ve salgınlara hızlı yanıt B) Koleranın tekrarını önlemek için çok sektörlü stratejinin uygulanması C) Sadece ilaç araştırmasına odaklanmak D) Yerel ve küresel düzeyde savunuculuk, teknik destek ve ortaklık için koordineli bir mekanizma geliştirmek
47. Şiddetli kolera geçiren hastalar, uygun tedavi ile genellikle nasıl iyileşirler? A) Uzun vadeli sekellerle B) Kısmi iyileşme ile C) Herhangi bir uzun süreli sekelsiz tamamen D) Kronik taşıyıcı olarak
48. Vibrio cholerae enfeksiyonunda, kusmanın yanı sıra şiddetli ishal yaşayan hastalarda ORS genellikle neden yeterli değildir?
A) ORS’nin tadı kötü olduğu için B) Hastalar ORS’yi ememediği için C) Kusma nedeniyle ORS emilimi engellendiği için ve IV rehidrasyon gerekebileceği için D) ORS, toksini etkisiz hale getiremediği için
49. Kolera’da metabolik asidozun laboratuvar bulguları arasında hangisi yer alır?
A) Hipernatremi B) Hipokalemi C) Hiperkalsemi D) Hipoklori
50. Koleranın teşhisinde hızlı testlerin sakıncaları neler olabilir?
A) Çok pahalı olmaları B) Saha koşullarında kullanılamamaları C) Önemli farklılıklar göstermeleri ve nokta bakımı testleri için optimal olmamaları D) Uzun süre sonuç vermeleri
Cevap Anahtarı ve Detaylı Açıklamalar
- D) Virgüle benzeyen
- Açıklama: Kaynaklar, Vibrio cholerae‘nin “virgül şeklinde bir bakteri” olduğunu belirtir.
- C) Kontamine su veya gıda
- Açıklama: Kolera’nın bulaşmasının “fekal-oral yolla kontamine su veya gıda aracılığıyla” gerçekleştiği vurgulanmaktadır.
- B) Şiddetli, sulu ishal ve kusma
- Açıklama: Kolera “şiddetli, akut, geniş hacimli, sulu ishal” ve kusma ile karakterizedir.
- C) Oral Rehidrasyon Tedavisi (ORT)
- Açıklama: Oral rehidrasyon tedavisi, “akut kolera enfeksiyonu için temel tedavi” olarak belirtilmiştir.
- C) %50
- Açıklama: Uygun tedavi olmadan vaka ölüm oranının “%50’yi aşabileceği” belirtilmiştir.
- B) 1.4 milyon – 4.0 milyon
- Açıklama: WHO’nun “her yıl 1.4 ila 4.0 milyon vaka ve 21.000 ila 143.000 ölüm olduğunu tahmin ettiği” belirtilmektedir.
- B) O1 ve O139
- Açıklama: Kaynaklar, “yalnızca toksijenik serogrup O1 ve O139’un kolera salgınlarına neden olduğunu” açıkça belirtmektedir.
- B) cAMP
- Açıklama: Kolera toksininin (A1 alt birimi) “adenilat siklazı aktive ederek siklik adenozin monofosfat (cAMP) seviyesini artırdığı” açıklanmıştır.
- C) Sulu, kötü kokulu mukus
- Açıklama: Klasik diyare sunumu “pirinç suyu dışkısı olarak tanımlanan sulu, kötü kokulu mukuslu dışkılardan” oluşur.
- C) Şiddetli dehidrasyon ve hipovolemik şok
- Açıklama: “En yaygın ve yaşamı tehdit eden komplikasyon, saatler içinde şiddetli ve hızlı dehidrasyon olup, hipovolemik şok ve metabolik asidoza yol açabilir”.
- C) Su kıyı habitatları ve acı sular
- Açıklama: V. cholerae‘nin “doğal olarak su kıyı habitatlarında ve insan veya hayvan atıklarıyla kirlenmiş acı sularda” bulunabileceği belirtilmiştir.
- B) Bakterinin izolasyonu ve kesin tanı için altın standart
- Açıklama: “Dışkı kültürü, V. cholerae‘yi tespit etmek için altın standart olmaya devam etmektedir”.
- B) Sodyum-glikoz bağımlı taşıyıcı
- Açıklama: “Tuz, su ve glikoz içeren tüm çözeltilerin, bağırsak duvarındaki sodyum-glikoz bağımlı taşıyıcı aracılığıyla sodyum emilimini artırdığı” belirtilmiştir.
- B) İshal süresini kısaltmak ve dışkı hacmini azaltmak
- Açıklama: Antimikrobiyallerin “ortalama ishal süresini 5 günden 1-2 güne kısalttığı, toplam dışkı hacmini %50 azalttığı” belirtilmiştir.
- C) Tetrasiklinler
- Açıklama: “Tetrasiklinler, çoğu suşun duyarlı olduğu tercih edilen ilaçtır”.
- D) O grubu
- Açıklama: “Kan grubu O olan bireylerin diğer kan gruplarına kıyasla daha şiddetli kolera geliştirme olasılığı daha yüksektir”.
- C) 2002
- Açıklama: “2002’den beri WHO, düşük ozmolaliteli ORS’yi önermektedir”.
- D) A vitamini
- Açıklama: “A vitamini takviyesinin 6 ay ile 5 yaş arası çocuklarda morbidite ve mortaliteyi azalttığı gösterilmiştir”.
- D) Aşılanma
- Açıklama: Aşılanma koleraya karşı bir koruma yöntemidir, risk faktörü değildir. Yoksulluk, yetersiz sanitasyon, kontamine su ve gıda risk faktörleridir.
- C) 1961
- Açıklama: “Yedinci pandeminin, 1961’de Sulawesi’de (Endonezya’ya bağlı bir ada), 1971’de Afrika’da ve 1991’de Amerika’da ilk kez bildirildiği” belirtilmiştir.
- B) Kolerayı küresel olarak %90 azaltmak ve en az 20 ülkede eradike etmek
- Açıklama: GTFCC’nin “kolerayı küresel olarak %90 azaltmayı ve 2030 yılına kadar en az 20 ülkede hastalığı eradike etmeyi hedeflediği” belirtilmiştir.
- C) Antiemetikler ve antimotilite ajanları
- Açıklama: “Antiemetikler ve antimotilite ajanlarının faydası olmadığı ve ORS tedavisini engelleyebileceği bulunmuştur”.
- D) 24 saat
- Açıklama: “Yeni çıkarılmış dışkının, ortama salındıktan sonra ilk 24 saat boyunca aşırı derecede bulaşıcı kaldığı” belirtilmiştir.
- C) 20 mL/kg/saat
- Açıklama: “Kolera hastalarında ortalama 20 mL/kg/saat sıvı kaybı olduğu” belirtilmiştir.
- C) Büyük inokülüm boyutuna
- Açıklama: V. cholerae‘nin “mide asidinde hayatta kalabilmek için büyük bir inokülüm boyutuna (10^8) ihtiyaç duyduğu” açıklanmıştır.
- C) Aşırı kilo alımı
- Açıklama: Aşırı kilo alımı dehidrasyon belirtisi değildir. Azalmış idrar çıkışı, çökük gözler ve kırışık cilt dehidrasyon belirtileridir.
- C) Dışkı kültürü
- Açıklama: “Dışkı kültürü, V. cholerae‘yi tespit etmek için altın standart olmaya devam etmektedir”.
- B) Düşük ve orta gelirli ülkeler
- Açıklama: Kolera, “düşük ve orta gelirli ülkelerde yetersiz hijyenik koşulların olduğu bölgelerde” tipik olarak bulunur.
- C) İnce bağırsak
- Açıklama: V. cholerae‘nin “ince bağırsağı kolonize ettiği” ve orada toksin ürettiği belirtilmiştir.
- B) Klasik
- Açıklama: “İlk 6 pandeminin muhtemelen serotip O1’e ait klasik biotip tarafından neden olunduğu” belirtilmiştir.
- C) Sulawesi
- Açıklama: Yedinci pandeminin “ilk olarak 1961’de Sulawesi’de (Endonezya’ya bağlı bir ada) bildirildiği” belirtilmiştir.
- B) Antibiyotik baskısı
- Açıklama: V. cholerae‘nin “sürekli evrim geçirdiği, yeni genotipler ve fenotiplerin muhtemelen antibiyotik baskısı nedeniyle ortaya çıktığı” ifade edilmiştir.
- D) 350 mL/kg’a kadar
- Açıklama: “Şiddetli dehidrasyonu olan hastaların ilk 24 saat içinde 350 mL/kg’a kadar acil intravenöz rehidrasyona ihtiyaç duydukları” belirtilmiştir.
- B) Su, sanitasyon ve hijyen (WASH) uygulamaları
- Açıklama: “Su, sanitasyon ve hijyen (WASH) uygulamalarının, V. cholerae bulaşmasını önlemede kritik öneme sahip olduğu” belirtilmiştir.
- C) Çok yüksek maliyet
- Açıklama: Kaynaklar, oral kolera aşılarının “maliyet-etkin” olduğunu belirtmekle birlikte, “düzenleyici engeller, soğuk zincir lojistiği ve aşı kapsayıcılığı/kabulü” gibi zorluklardan bahsetmektedir. Çok yüksek maliyet, yaygın kullanımın ana engellerinden biri olarak belirtilmemiştir.
- C) Adenilat siklazı
- Açıklama: Kolera toksininin A1 alt biriminin “adenilat siklazı aktive ettiği” belirtilmiştir.
- B) Kas krampları ve zayıflık
- Açıklama: “Elektrolit dengesizliklerinin kas kramplarına ve zayıflığa neden olabileceği” belirtilmiştir.
- C) O139 Bengal
- Açıklama: “1992’de V. cholerae serotip O139, Bengal olarak bilinen, Hindistan alt kıtasında başka bir salgın varyantı olarak ortaya çıkmıştır”.
- C) Saatler içinde
- Açıklama: “Şiddetli vakalarda, hipotansif şokun ilk semptomlardan itibaren saatler içinde gelişebileceği” belirtilmiştir.
- B) Altered mental status, nöbetler ve koma
- Açıklama: Çocuklarda “şiddetli hipogliseminin, değişmiş mental durum, nöbetler ve koma ile birlikte ortaya çıkabileceği” belirtilmiştir.
- C) Salgın sürveyansı ve kontrolü için
- Açıklama: Hızlı tanı testlerinin “salgın ve önleyici sürveyansın kurulmasında ve yürütülmesinde önemli olabileceği” ve “salgın yanıtı ve sürveyansı için faydalı olduğu” belirtilmiştir. Nokta bakımı testleri için optimal olmadıkları da eklenmiştir.
- B) Hastanın sıvı gereksinimini hafife almak ve sıvı kayıplarını yeniden değerlendirmemek
- Açıklama: “Kolera hastalarını tedavi ederken yapılan en yaygın hatanın, doğru sıvı gereksinimini hafife almak ve hastaların devam eden sıvı kayıplarını yeniden değerlendirmemek olduğu” belirtilmiştir.
- B) Bölgenin sosyoekonomik özellikleri
- Açıklama: “Kolera enfeksiyon oranları ve salgınları, bölgenin sosyoekonomik özellikleriyle yakından ilişkilendirilmiştir”.
- C) Bengal Körfezi
- Açıklama: Filogenetik analizlerin “Bengal Körfezi’nin V. cholerae‘nin orijinal kaynağı olduğunu, 1827’den 1923’e kadar 6 pandemiye neden olduğunu” gösterdiği belirtilmiştir.
- B) İki farklı kromozomu vardır
- Açıklama: “V. cholerae genomunun diğer bakterilerden farklı olarak iki kromozom içerdiği” belirtilmiştir.
- C) Sadece ilaç araştırmasına odaklanmak
- Açıklama: GTFCC’nin 3 ayaklı yaklaşımı: “kolera vakalarının erken tespiti ve salgınlara hızlı yanıt; koleranın tekrarını önlemek için çok sektörlü stratejinin uygulanması; ve yerel ve küresel düzeyde savunuculuk, teknik destek ve ortaklık için koordineli bir mekanizma geliştirmek”. Sadece ilaç araştırmasına odaklanmak bu yaklaşımlardan biri değildir.
- C) Herhangi bir uzun süreli sekelsiz tamamen
- Açıklama: “Uygun ve hızlı tedavi ile hastaların tipik olarak herhangi bir uzun süreli sekelsiz tamamen iyileştiği” belirtilmiştir.
- C) Kusma nedeniyle ORS emilimi engellendiği için ve IV rehidrasyon gerekebileceği için
- Açıklama: “Şiddetli kusma yaşayan hastalarda ORS’nin tipik olarak yeterli olmadığı ve dehidrasyonun ilerlemesini önlemek için intravenöz rehidrasyon başlatılması gerektiği” belirtilmiştir.
- B) Hipokalemi
- Açıklama: Kolera’nın fizyopatolojisi ve etkileri göz önüne alındığında, “laboratuvar sonuçları genellikle hipokalemi, hipokalsemi, metabolik asidoz ve izonatremiik dehidrasyonu ortaya koyar”.
- C) Önemli farklılıklar göstermeleri ve nokta bakımı testleri için optimal olmamaları
- Açıklama: Haiti’deki salgın gibi durumlarda, “hızlı tanı testlerine çok fazla güvenilmesinin dezavantajlarını ortaya çıkardığı, çünkü önemli farklılıklar gösterdikleri ve nokta bakımı testleri için optimal olmadıkları” belirtilmiştir.
referanslar:
1-Vibrio cholerae InfectionJafet A. Ojeda Rodriguez; Muhammad F. Hashmi; Chadi I. Kahwaji.
2-https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/cholera